Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Bu hadîs hakkında Dârakutnî İmâm Müslim 'e istid-râkde bulunmuş ve şunları söylemişdir: « Bu hadîsi Mahrame'nin babasından, onun da Ebû Bürde'den rivâyet etmesi suretiyle yaptığı müsned rivâyetden başka, müsned olarak rivâyet eden yokdur. Onu bir cemâat Ebû Bürde'den kendi kavli olmak üzere -rivâyet etmişlerdir. Bazıları, senedi Ebû Mûsâ'ya kadar götürmüş fakat hadîsi Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’e ref etmemişdir. Doğrusu Hadîs Ebû Bürde'nin sözüdür. Onu Yahya El-Kattân dahi Sevrî'den, o da Ebû İshâk'dan, oda Ebû Bürde’den naklen bu şekilde rivâyet etmişidr. Vâsıl-"ı Ahdeb ile Muhalid dahi Yahyâ'ya tâbi olarak onu Ebû Bürde'nin sözü olmak üzere rivâyet etmişlerdir. Nu'man b. Abdisselâm, Sevrî'den, o da Ebû İshâk'dan naklen: Ebû Bürde'nin, babasından rivâyeti mevkûfdur. (Babasından) sözü sabit değildir; demişdir. Ahmed b. Hanbel , Hammâd b. Hâlid'in Mahreme'ye: Sen babandan bir şey işittin mi? dedim. Hayır cevâbını verdi.. dediğini söyler.» Nevevî diyor ki: «Dârakutnî'nin yaptığı bu istidrâk kendince ve ekseri muhaddisînce ma'rûf olan bir kaaideye binâendir. Mezkûr kaaideye göre bir hadîsin iki rivâyeti biribirîne tearuz eder; meselâ biri merfû' biri mevkuf olursa mevkuf olduğuna hükmedilir. Ancak bu kaaide zayıfdır. Sahîh olan, usûl-i fıkıh ulemâsı ile fukahânın ve Buhârî ile Müslim gibi Muhakkik hadîs âlimlerinin tarîkidir. Bu tarika göre o hadîsin merfû' olduğuna hükmedilir. Çünkü hadîsde mevsuk râvînin ziyâdesi vardır. Böyle bir ziyâde makbuldür. Bu mes'ele kitabımızın mukaddimesinde görülmüşdü. Beyhakî 'nin «Sünen» inde Ahmedü'bnü Seleme'nin şöyle dediği rivâyet olunuyor: «Mahrame'nin rivâyet ettiği bu hadîsi Müslim b. Haccâc ile müzâkere ettim; Müslim : Bu hadîs cuma saatini beyân hususunda en güzel ve en doğru bir hadîsdir; dedi.»