Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Ebû Bürde ile Mücâhid rivâyetlerini dahi Darakutnî tahrîc etmişdir. Ya'kûb b. Abdirrahmân rivâyetini: Ebû Ömer İbn Abdilberr tahrîc etmiş ve sahih olduğunu söylemişdir. «Namaz kılarken...» ve «Allah'dan bir şey dilerse.» cümleleri müteradif yahut mütedâhil birer hâl cümlesidir. Bazıları bunların «müslüman»a sıfat olduklarını söylemişlerse de, doğru değildir. Çünkü hadîsdeki « Müslim » kelimesi «Abd» in sıfatıdır. Sıfat ile mevsûf bir şey hükmündedirler. Nekire olan «Abd» kelimesi, sıfat alınca ma'rife hükmüne girmişdir. Binâenaleyh ondan sonra gelen cümleler sıfat olamazlar. Çünkü ma'rifeden sonra gelen cümleler hâl olurlar. Bir rivâyette «namaz kılarken», diğer rivâyetde «kalkıp namaz kılarken.» buyurulmuş olması hakîkaten ayağa kalkarak namaz kılmaya ihtimâlli olduğu gibi, bundan duâ, intizâr ve devam gibi mânâların kasdedilmiş olması da mümkündür. Nevevî diyor ki: «Bazıları (namaz kılarken) cümlesinin, (duâ ederken) mânâsına geldiğini; (ayağa kalkarak) sözünden de (devam) mânâsı kasdedildiğini söylemişlerdir. » Nevevî 'nin bu ihtimâlleri nakletmesi, cumâ günündeki icabet saatini tâyin hususunda vârid olan iki sahîh hadîs hakkında işkâl çıkmaması içindir. Bu hadîslerden biri icabet saatinin hatîb minbere çıkıp oturdukdan namazın sonuna kadar devam ettiğini; diğeri ikindiden sonra başlayıp, güneş kavuşuncaya kadar sürdüğünü bildirmektedir. Görülüyor ki birinci hadîse göre icabet saati hutbe halindedir. Bu hâl ise hakîkaten namaz değildir. İkinci hadîse göre dahi namaz hâlinde değildir. Rivâyete nazaran Hazret-i Ebû Hüreyre o hadîsi rivâyet ettik-den sonra şunları söylemiş: «Müteakiben Abdullah b. Sellâm'a rastlayarak, ona bu hadîsi söyledim. Abdullah: — Ben, bu icabet saatini biliyorum; dedi. Ben: saata rastlar da Allah'dan bir hayır dilerse, Allah onu kendisine mutlakça verir.» (Ebâ Hüreyre) : O hafif bir saattir., demiş.