Müslim, Yolcu Namazı 54
Peygamber sallallahü aleyhi ve sellemin İkindiden Sonra Kılmakda Olduğu İki Rek'at Namazı Tanıma Bâbı
باب معرفة الركعتين اللتين كان يصليهما النبي صلى الله عليه وسلم بعد العصر
Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Yolcu Namazı (no. 1937)
وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الأَسْوَدِ، وَمَسْرُوقٍ، قَالاَ نَشْهَدُ عَلَى عَائِشَةَ أَنَّهَا قَالَتْ مَا كَانَ يَوْمُهُ الَّذِي كَانَ يَكُونُ عِنْدِي إِلاَّ صَلاَّهُمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بَيْتِي . تَعْنِي الرَّكْعَتَيْنِ بَعْدَ الْعَصْرِ .
Türkçe Çeviri
Bize İbn’l-Müsennâ ile İbn Beşşâr rivâyet ettiler. İbnü’l-Müsennâ dedi ki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Şu'be, Ebû İshâk'dan, o da Esved ile Mesrûk'dan naklen rivâyet etti. Demişler ki: Âişe 'nin' şunları söylediğine şehâdet ederiz: « Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in, benim yanımda bulunduğu hiç bir gün olmamıştır ki, bu İki rek'âtı kılmamış olsun.» Âişe (bu sözü ile) ikindiden sonraki iki rek'âtı kasdetmişdir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Mütercim şerhi
Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Hazret-i Âişe hadîsini Buhârî «Kitâhu Mevâkîti's-Salât» da muhtelif yollardan tahrîc ettiği gibi; Ebû Dâvûd ile Nesâî dahi «Kitâbü's-Salât» da rivâyet etmişlerdir. Kirmanı bu hadîsi rivâyet ettikden sonra şunları söylemektedir: «Bu hadîslerle, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in ikindiden sonra nafile kılmakdan nehyettiğine dâir yukarıda geçen hadîslerin araları nasıl bulunur dersen; ben de derim ki: Bu suâle şöyle cevap verilmişdir: 1- Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in nehyi, sebebi olmayan nafilelere âiddir. Kendisinin kıldığı nafile ise öğle'nin kazaya kalmış sünnetinden dolayıdır. 2- Nehy bu işi kasden yapanlar hakkındadır. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in fi'li ise kasden yapılmış değildir. 3- İkindiden sonra nafile kılmak Eesûl-i Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem) hazretlerinin hasâisindendir. 4- Buradaki nehy, keraheti bildirmek içindir. Yani bununla Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ikindiden sonra nafile kılmanın haram zannedilme vehmini gidermek istemişdir. 5- Buradaki nehyin illeti, güneşe tapanlara benzeyişdir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ise onlara benzemekden münezzehdir. 6- Resûl-i Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem) o günün sünnetini kazaya bırakmakla bir nevî' kusur işlemiş olduğu için bu kusura gidermek maksadı ile bütün ömrü müddetince ikindiden sonra iki rek'ât nafile kılmaya devam etmişdir. Fakat bunların hepsi bâtıldır. Şöyle ki: 1- Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in kılamadığı öğle sünneti bir güne yânı Abdülkays hey'eti ile meşgul olduğu güne mahsûs-du. İkindiden sonra nafile kılması ise ömrü boyunca devam edip gitmişdir. 2- Bu namazı Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) devam üzere kılıyor her gün eda etmek arzusunda bulunuyordu. Teharrinin mânâsı da bundan ibâretdir. 3- Asıl olan bir şey'in Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e ihtisası değil; o şey'in ümmetine de vâcib olmasıdır. Çünkü Teâlâ Hazretleri: "Ona tabî olun!." buyurmuşdur. 4- Bir şey'in câîz olduğunu beyân, onu bir defa yapmakla hâsıl olur. Haramdır zannedilmesini def için o fiili devam üzere yapmaya hacet yokdur. 5- İkindiden sonra nafile namaz kılmanın mekruh olmasında illet, güneşe tapanlara benzeyiş değildir. Benzeyiş yalnız güneş kavuşurken namaz kılmanın keraheti için illetdir. 6- Biz Fahr-i Kâinat (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimizin kazaya bıraktığı sünneti için, ona taksir isnadım kabul edemeyiz. Çünkü Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) o anda daha mühim bir vazife ile meşgul bulunuyordu ki, o da gelen hey'eti hak dîne irşâd vazifesi idi. Yahut öğle'nin sünnetini unutarak kılmamışdı. Her ne suretle olursa olsun yapılan kusur o namazı bir defa kaza etmekle giderilmiş olur. Netekim bütün ibâdetlerin kazası Bâbında hüküm budur. Burada verilecek sahîh cevap şudur: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in ikindiden sonra nafile kılmakdan nehy buyurması: kavil yânı sözdür. Namaz kılması ise fiildir. Kavil île fiil biribirlerine muâraza ederlerse, kavil tercih edilerek; onunla amel olunur.» Kirman î'nin sözü burada sona erer. Yalnız Aynî , Kirmanı'nin «Bunların hepsi bâtıldır.» iddiasını temâmiyle kabul etmemiş; ulemânın verdikleri cevapların içinde yerinde olanları ve olmıyanları ve keza Kirmanı'nin iddiasında haklı olduğu ve olmadığı yerler bulunduğunu söylemişdir. Ulemânın verdiği cevaplar içinde yersiz olanı: « Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in ikindiden sonra nafile kılmakdan nehiy buyurması sebebsiz nafileler hakkındadır.» iddiasıdır. Bu iddia doğru değildir. Çünkü nehy umûmîdir. Onu sebebi bulunmayan namaza tahsis etmek, muhassıs bulunmadığı hâlde tahsis yânî tercih bilâ müreccihdîr. Bu ise bâtıldır. Kirmanî'nin yersiz olan dâvası: «Bir ibâdette asıl olan, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’e mahsûs bulunmamakdır» sözüdür. Bu söz de doğru değildir. Çünkü bir şey'in Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’e mahsûs olduğunu gösteren delil bulunursa, o ihtisas inkâr edilemez. Burada da bir çok hadîsler ve ashâb-ı kirâm’ın fiilleri, ikindiden sonra nafile kılmanın Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’e mahsûs fiillerden olduğuna delâlet etmektedir. Kirmânî 'nin: « Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ikindiden sonra iki rek'ât nafile kılmağa ömrü boyunca devam etmişdir.» sözü kendi dâvasını çürütmektedir. Çünkü o, bu işin Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’e mahsûs olmadığını iddia ediyordu. Eğer hakîkaten dediği gibi olsaydı öğle'nin sünnetini kılmayanlara v onu kaza etmeleri emrolunurdu. Hâlbuki Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bunu emretmemişdir. Netekim Ümmü Seleme hadîsinin bir rivâyetinde Hazret-i Ümmü Seleme'nin: «Ya Resûlallah ! Bu iki rek'âtı biz de kılamazsak kaza edecekmiyiz?» dediği; Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in buna: «Hayır!» cevâbını verdiği, bildirilmişdir. Bu da gösterir ki mezkûr iki rek'ât namazın ümmet hakkındaki hükmü Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) hakkındaki hükmü gibi değildir. Bu namaz Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e mahsûsdur. Şu da var ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ikindiden sonra iki rek'ât nafile kılmaya devam ediyordu. Hâlbuki bu namazın ona mahsûs olmadığını iddia edenler meşhur kavillerine göre devam üzere kılınmasına kaail değildirler. Ama bu bâbda kendilerine îtirâz edilirse yine: «Devam, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’e mahsûsdu.» derler. Yânî: «Esâs itibârı ile bir ibâdet Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’e mahsûs değildir» derler; sonra: «o ibâdetin devamı Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e mahsûsdur.» iddiasında bulunurlar. Aynî böylelerin hâlini: «Uç!» denildiği zaman, koştuğunu söyliyen; «Koş!» denildiği zaman, uçtuğunu iddia eden deve kuşuna benzetmişdir. Yine Aynî , Kirmanı'nin: «îllet, güneşe tapanlara benzeyiş değildir.» sözünü doğru bulmamaktadır. Zîra Müslim 'in rivâyet ettiği Ebû Ümâme hadîsinde: «Ya Resûlallah bana namazdan haber ver: ilâh...» denildikden sonra: «Çünkü güneş şeytanın iki boynuzu arasında batar.» buyurulmuş; ayni hadîsde: «İşte o zaman kâfirler güneşe secde eder.» denilmişdir. Hulâsa Sâri' Hazretleri, şeytanın güneş doğarken ve batarken tam onun hizasına durduğunu; küffârm da güneşe o zaman secde ettiklerini haber vermiş; müslümanlar da güneşe tapar gibi görünmemek için o vakitlerde namaz kılmayı kendilerine yasak etmişdir. Şu hâlde nehyin illeti, küffâra benzeyişdir. Kirmanı'nin «kaville fiil muâraza ederlerse, kavil tercih edilir...» sözü de alelıtlaak doğru değildir. Kavil ile fiil'den biri ibâha, diğeri memnûiyyet bildirirse; memnûiyyet bildiren tercih edilir. Bunun kavl veya fiil olmasının bir ehemmiyeti yokdur.
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbYolcu Namazı · 54. bâb — Peygamber sallallahü aleyhi ve sellemin İkindiden Sonra Kılmakda Olduğu İki Rek'at Namazı Tanıma Bâbı
Hadis No1937
Râvi sayısı—
İlk râvi—
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu
Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.
Araştırma
İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.İsnad Silsilesi
Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.
İsnad zinciri verisi bulunmuyor.
Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler
Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.