Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Bu hadîsi Buhârî «Kitâbü'l-Menâkib» de: Tirmizî dahi «Fedâilü’l-Kur'ân» da tahrîc etmişlerdir. Kehf sûresini okuyan zât Useyd b. Hudayr'dır. Netekim bundan sonraki hadisde ismi tasrîh olunacakdir. Atını iki uzun iple bağlaması, at pek kuvvetli ve hırçın olduğundandır. Anlaşılıyor ki at gördüğü bulutdan şahlanarak ipi koparacak dereceye gelmiş: Hazret-i Üseyd de bundan dolayı meraka düşerek ertesi gün mes'eleyi Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e anlatmış: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu görülen bulutun, sekînet olduğunu, okunan Kur'ân için indiğini beyân buyurmuş. İkinci rivâyetle sis mi yoksa bulut mu denildiği hususunda ve keza Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in Kur'ân okunurken mi yoksa Kur'ân için mi iner dediğinde râvî şekketmişdir. Bu rivâyette Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in: «Ey fülan!» buyurması, Kur'ân okumaya devam etmeli ve sana inen bu rahmeti ganimet bilerek daha çok okumalıydın: manasınadır. Sekînetin mânâsı hususunda ulemâ ihtilâf etmişlerdir. Bâzılarına göre sekînet, esen bir rüzgârdır. Amma insan yüzü gibi yüzü vardır. Bir takımları: «Bundan murâd: Üzerlerinde sekînet bulunan meleklerdir.» demişlerdir. Bazıları, bunun göçeğen kuşu gibi bir hayvan olduğunu, kanatları bulunduğunu: daha başkaları kediye benzer bir hayvan olduğunu, gözleri gayet keskin olup: bir bakışda bir orduyu bozguna uğrattığını söylemişlerdir. Hattâ sekînetin cennet altmirrâân mâmûl bir yol olduğunu söyliyenler bile vardır. Vehb: «O, Allah tarafından bir rûhdur: konuşur ve bir şeyde ihtilâf edilirse onu beyân eder.» demişdir. Muhtar olan mânâya göre sekînet, Allah'ın mahlûklarından biri olup: kendisinde sünûnet ve rahmet vardır. Beraberinde Kur'ân'ı dinleyen melekler bulunur. Netekim aşağıdaki rivâyet de bu mânâyı te'yîd eder.