Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
«Ben, içimden bütün sûreyi bir rek'âtda okuyacak dedim...» cümlesindeki rek'âtdan murâd, namazdır. Hazret-i Huzeyfe'nin içinden geçen de bu sûre ile iki rek'âtlık bir namazı kılmasıdır. Yani o uzun sûreyi iki rek'âta böleceğini sanmışdır. Nevevî bu te'vîli zarurî görüyor. Cümlenin bundan sonraki kısmının ancak bu suretle düzeleceğini söylüyor. «Sonra devam etti.» cümlesinden murâd sûrenin ekserisini okumasıdir. Hattâ kendisinde Sûre-i Bakara'yi ilk rek'âtda okuyacak zannı hâsıl olmuşdur. Fakat Resûl-i Zîşân (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimiz Bakara sûresini bitirince rükû' etmemiş; arkasından Sûre-i Nisa'yi, onun arkasından sûre-i Âl-i Imrân'i oku-muşdur. Kâdı îyâz (476-544) : «Bu hadîsde (Sûrelerin tertibi, müslümanların içtihadı ile olmuşdur. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’den değildir. O, bu işi vefatından sonra ümmetine birakmışdır.) diyenlere delîl vardır. İmâm Mâlik ’le cumhûr-u ulemânın kavli de budur. Kâdî Ebû Bekr-i Bâkıllânî dahi bu kavli ihtiyar etmişdir...» diyor. Kâdî îyâz bu babda sözü hayli uzatmış; ve sûrelerin tertibi ümmetin içtihadı ile yapıldığını fakat her sûredeki âyetlerin tertibi Allah tarafından bu gün görüldüğü şekilde tevkîfî olduğunu söylemiş, bu husûsda ulemâ arasında hîlâf bulunmadığını; ümmetin bu mes'eleyi Peygamber i (sallallahü aleyhi ve sellem) 'den. böylece naklettiğini hildirmişdir. Yine Kâdî'nin beyânına göre: «sûrelerin tertibi, tevkifidir. Onların yerlerini Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bildirmişdir. Netekim Hazret-i Osman'in yazdırdığı mushaflarda da bu tertibe riâyet edilmişdir...» diyenler Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in buradaki namazında evvelâ Nisa' sonra Âl-i Imrân sûresini okumasını tertip bildirilmezden önce olmuşdur; diye te'vil ederler. Zâten Hazret-i Ubeyy'in mushafinda bu iki sûre, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in okuduğu şekilde tertîb edilmişdir. Ebû Vâil hadîsini Buhârî «Kîtâbu't-Teheccüd» de; Tirmizî «Kitâbü's-Şemâil» de; İbn Mâce dahi «Kitâbu's-Salât» da muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir. Namazda oturarak Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'i yalnız başına ayakta bırakmak isteyen Abdullah, Hazret-i İbn Mes'ûd'-dur. Nafile namazı ayakta durmaya kudreti varken oturarak kılmak caiz olduğu hâlde Hazret-i Abdullah b. Mes'ûd'un buna edepsizlik demesi, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) muhalefet etmiş olacağındandır.