Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Görülüyor ki, Bâbımızın buraya kadar olan hadîsleri hep Hazret-i Âişe (radıyallahü anha) 'dan rivâyet olunmuşdur. Bunların bâzılarını Buhârî «Kitâbü't-Teheccüd» de, bâzılarını da «Kitâbü Taksîri's-Salât» da; Ebû Dâvûd , Tirmizî ve Nesâî dahi «Kitâbü's-Salât» da muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir. Bâbımızın, birinci hadîsinde Âişe (radıyallahü anha) 'ya, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in ne kadar nafile namaz kıldığı sorulmakda; o dâ öğleden evvel dört, Öğleden sonra iki, akşam namazından sonra iki; yatsı namazından sonra dahi iki rek'ât olmak üzere on rek'ât sünnet namaz kıldığını ve ayrıca geceleyin dokuz rek'ât namaz daha kıldığını, vitrin de bunlarda dâhil olduğunu bildirmektedir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in, gece namazı hakkında muhtelif rivâyetler vardır. Buhârî 'nin bir rivâyetinde geceleyin onbir rek'ât namaz kılardığı; Âişe 'den, Ebû Dâvûd 'un tahrîc ettiği bir rivâyette onüç rek'ât; yine Âişe (radıyallahü anha) 'dan, bir rivâyete göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in son zamanlarında vitr'i, dokuz rek'ât kıldığı anlaşılmaktadır. Hazret-i Âişe 'nin muhtelif rivâyetlerinden anlaşılıyor ki Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) vaktiyle gece namazını onüç rek'ât kılarmış; sonra yaşlanarak biraz da et tuttuktan sonra dokuz kılmağa başlamış. Yalanız Hazret-i Âişe , bu namazların hepsine birden vitir demişdir. Hâlbuki vitir namazı, onların yalnız üç rek'âtidır. Buradaki hadîslerde Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in yaşlandığını ifâde için «Kebire, hatame, beddene» gibi kelimeler kullanılmişdır. Esâs itibarı ile Kebire: Yaşlandı; hatame: kırdı; beddene: Semizledi, etlendi; mânâlarına gelirlerse de, burada hepsi yaşının ilerlemesi, vücûdunun ağırlaşması mânâsında kullanılmışlardır. Hazret-i Abdullah b. Şakîk'in bahsettiği Fâris'den murâd: Acemistan'dır. Bazıları Hazret-i Âişe 'nin, Acemistan'a gitmediğinden bahsederek, bu kelimenin yalnışlıkla hadîse geçtiğini, doğrusunun Fâris değil; Nekaaris olduğunu iddia etmişlerdir. Nekaaris, ayak mafsallarına arız olan bir nev'î hastalıkdır. Fakat Kâdi İyâz, bu kelime hakkında; Yanlışlık iddia edenlerin yanıldıklarını söylemiş ve: «Hazret-i Abdullah'in, bu suâli Âişe (radıyallahü anha) 'ya Acemistan'da sormuş olması lâzım gelmez. O, suâlini Acemistan'dan döndükten sonra Medine'de sormuşdur. Hadîsin zahiri, bunu göstermektedir.» demişdir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in, nafile namazını oturarak kıldığını Tabiîn'den bir cemâat da Âişe (radıyallahü anha) 'dan rivâyet etmişlerdir. Bunlardan Esved b. Yezîd rivâyetini Nesâî , Alkametü'bnü Vakkâs rivâyetini Bâbımızda Müslim , Amra rivâyetini Müslim , Nesâî ve İbn Mâce ,tahrîc etmişlerdir.