Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Bu hadîsi Buhârî «Teyemmüm» ve «Kitâbü'l - Menâkıb» de; Ebû Dâvûd dahi ayni bahisde muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir. Hadîsin muhtelif rivâyetlerindeki lâfızları biribirinden farklıdır. Meselâ kitabımızın rivâyetinde Hazret-i Imrân: «Sonra Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) beni yanındaki kâfile ile birlikde acele su aramaya gönderdi...» demektedir. Buhârî 'nin rivâyetinde ise: « Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) konakladı ve Fülân ile Alî'yi çağırarak: Gidin su arayın! buyurdu.» demişdir. Bu seferin, hangi sefer olduğunu tâyin hususunda ulemâ ihtilâf etmişlerdir. Müslim 'de Hayber gazası olduğu bildirilmektedir. Fakat Ebû Dâvûd 'un rivâyet ettiği İbn Mes'ûd hadîsinde, seferin Hudeybiye vak'asına âid olduğu; Abdürrazzâk'ın rivâyet ettiği Atâ b. Yesâr hadîsinde Tebûk; İmâm Mâlik 'in «El-Muvat-ta'» da Zeyd b. Eşlem'den mürsel olarak rivâyet ettiği bir ha-disde, geceleyin Mekke yolunda; yine Ebû Dâvûd 'un bir rivâyetinde «Ceyşü'l-Ümerâ» gazasına âid olduğu bildirilmektedir. Bu sebeple kıssanın birkaç defa vâki olduğunu söyliyenler bulunmuşdur. Burada uykudan ilk uyanan zâtın Hazret-i Ebû Bekir olduğu, sonra Ömer (radıyallahü anh) ’ın uyandığı bildiriliyor. Başka rivâyetlerde bunların dört kişi olduğu. Hazret-i Ebû Raca'nin bunları isimleri ile saydığı fakat râvî Avf b. Cemile'nin adlarını unuttuğu bildiriliyor. Ulemâdan Bazıları ikinci ve üçüncü olarak uyananı ihtimâl İle tâyin etmişler ve; «ikinci olarak uyanan Imrân b. Husayn (radıyallahü anh) üçüncü de onunla birlikde su aramaya gönderilen Zû Mahber olsa gerekdir.» demişlerdir. Ebû Bekir İbn’l-Arabî'ye göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in seferde uyuması üç defa vukûubulmuşdur. Bunların birinde Ebû Bekir, ile Ömer (radıyallahü anhûma) bulunmamışlardır. İkincisinde her ikisi beraber bulunmuş; üçüncüsünde yalnız Ebû Bekir bulunmuşdur. Mezâde: Âdî tulumdan daha büyük olan su tulumudur. Ulemânın beyânına göre ashâb-ı kirâm'ın, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'i uyandırmakdan çekinmeleri, uyurken, kendisine Vahy gelmesi ihtimâline mebnîdir. Bu gün herhangi bir müslüman namazın vaktini geçirmek derecede uyuyup kalsa, uyandırılır. Burada bir takım suâller hatıra gelebilir. Şöyle ki: 1- Küffâr’ın memleketlerini istilâ etmekle kadınlarını câriye olarak almak mubahdır. Hâl böyle olunca burada sözü geçen sucu kadın müslümanların istilâsına uğramakla câriye olmaz mı? Niçin serbest bırakılmış ve niçin kendisine yiyecek verilmişdir? Cevap: Kadın, kalbi islâma yatışsın diye serbest bırakılmış ve gerçekden bir müddet sonra müslümanlığı kabul ettiği gibi bütün kabilenin müslümanlığı kabul etmesine de sebep olmuşdur. Mamafih bu kadın evvelce kendisine yahut kabilesine emniyet hakkı tanınan bir kimse de olabilir. 2- Bu takdirde müslümanlar onun malında nasıl tasarruf yapabilmişlerdir? Cevap: Yâ küfrüne bakarak yahut da ihtiyçdan dolayı onun malında tasarrufda bulunmuşlardır. Çünkü zaruretler memnu olan şeyleri mubah kılar.