Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Bu hadîsi Buhârî «Altmış küsur» Lâfzıyla seksiz olarak rivâyet etmiştir. Ebû Davûd, Tirmizî ve diğer bazı zevat da onu Süheyl tarikinden «yetmiş küsur lâfzıyla seksiz olarak rivâyet etmişlerdir. Müslim 'in buradaki rivâyetinde râvi Süheyl, yetmiş küsur mü yoksa altmış küsur mü buyurulduğu hususunda şek etmiştir. Burada : «Hâyâ da imanın bir şu'besidir» buyurulmuş; diğer rivâyette: «Hâyâ imandandır.» başka bir rivâyette: «Haya ancak hayır getirir.» daha başka bir rivâyette: «Hayanın hepsi hayırdır.» denilmiştir. Haya: İstihyâ yani utanmak manâsına gelir. Lügat ulemasına göre istihyâ, hayattan alınmıştır. Utanmak manasına gelen haya, hissin kuvvet ve letafetindedir. Ebû'l-Kâsım Cüneyd-i Bağdadi hazretleri hayayı; şöyle ta'rif etmiştir: «Allah'ın ni'metlerîni ve kulluk Bâbında yapılan kusurları görerek bunların arasında meydana gelen hâle haya derler.» İbn Salâh'a göre: «Haya, kötülüklerden ve hukukda kusurdan men'eden bir Zemahşeri ise: «Haya, kendisiyle zemmolunan şeyi yapan kimseye ârız olan bîsjl değişme ve kırgınlıktır.» diye ta'rif eder. Her hayanın mutlak surette hayır olması ve hayânın ancak hayır getirmesi meselesini bazı ulema müşkil sayarlar. Çünkü, utanan kimse bazen pek hürmet ettiği bir kimse ile karşılaşır da ona emri bil ma'rufu yapamaz. Bazen de haya kendisine bazı hakları ihlâl ettirir. Bu ve emsali hâller âdeten ma'lum olan şeylerdir. Yukarıdaki müşkile ulemadan İbn Salâh'in da dahil olduğu bir cemaat şu cevabı vermişlerdir: Zikredilen bu mâni' hakikatte haya değil, acizlik ve gevşekliktir. Gevşeklik hayaya benzetilmek suretiyle ona bazı yerlerde mecazen haya demişlerdir. Eziyet veren şeylerden murad: yol üzerindeki diken, taş ve molefc gibi şeylerdir.