Ana sayfa/Kitaplar/Müslim · İman · 147← ÖncekiSonraki →
Müslim, İman 10
Tevhid Üzere Ölen Kimsenin Kati Olarak Cennete Gireceğine Delil Bâbı
باب من لقي الله بالإيمان وهو غير شاك فيه دخل الجنة وحرم على النار
Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, İman (no. 147)
حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ يُونُسَ الْحَنَفِيُّ، حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ بْنُ عَمَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو كَثِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ، قَالَ كُنَّا قُعُودًا حَوْلَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَعَنَا أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ فِي نَفَرٍ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ بَيْنِ أَظْهُرِنَا فَأَبْطَأَ عَلَيْنَا وَخَشِينَا أَنْ يُقْتَطَعَ دُونَنَا وَفَزِعْنَا فَقُمْنَا فَكُنْتُ أَوَّلَ مَنْ فَزِعَ فَخَرَجْتُ أَبْتَغِي رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى أَتَيْتُ حَائِطًا لِلأَنْصَارِ لِبَنِي النَّجَّارِ فَدُرْتُ بِهِ هَلْ أَجِدُ لَهُ بَابًا فَلَمْ أَجِدْ فَإِذَا رَبِيعٌ يَدْخُلُ فِي جَوْفِ حَائِطٍ مِنْ بِئْرٍ خَارِجَةٍ - وَالرَّبِيعُ الْجَدْوَلُ - فَاحْتَفَزْتُ كَمَا يَحْتَفِزُ الثَّعْلَبُ فَدَخَلْتُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ أَبُو هُرَيْرَةَ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ مَا شَأْنُكَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ كُنْتَ بَيْنَ أَظْهُرِنَا فَقُمْتَ فَأَبْطَأْتَ عَلَيْنَا فَخَشِينَا أَنْ تُقْتَطَعَ دُونَنَا فَفَزِعْنَا فَكُنْتُ أَوَّلَ مَنْ فَزِعَ فَأَتَيْتُ هَذَا الْحَائِطَ فَاحْتَفَزْتُ كَمَا يَحْتَفِزُ الثَّعْلَبُ وَهَؤُلاَءِ النَّاسُ وَرَائِي فَقَالَ ‏"‏ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ ‏"‏ ‏.‏ وَأَعْطَانِي نَعْلَيْهِ قَالَ ‏"‏ اذْهَبْ بِنَعْلَىَّ هَاتَيْنِ فَمَنْ لَقِيتَ مِنْ وَرَاءِ هَذَا الْحَائِطِ يَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ مُسْتَيْقِنًا بِهَا قَلْبُهُ فَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ‏"‏ فَكَانَ أَوَّلَ مَنْ لَقِيتُ عُمَرُ فَقَالَ مَا هَاتَانِ النَّعْلاَنِ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ ‏.‏ فَقُلْتُ هَاتَانِ نَعْلاَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعَثَنِي بِهِمَا مَنْ لَقِيتُ يَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ مُسْتَيْقِنًا بِهَا قَلْبُهُ بَشَّرْتُهُ بِالْجَنَّةِ ‏.‏ فَضَرَبَ عُمَرُ بِيَدِهِ بَيْنَ ثَدْيَىَّ فَخَرَرْتُ لاِسْتِي فَقَالَ ارْجِعْ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ فَرَجَعْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَجْهَشْتُ بُكَاءً وَرَكِبَنِي عُمَرُ فَإِذَا هُوَ عَلَى أَثَرِي فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا لَكَ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لَقِيتُ عُمَرَ فَأَخْبَرْتُهُ بِالَّذِي بَعَثْتَنِي بِهِ فَضَرَبَ بَيْنَ ثَدْيَىَّ ضَرْبَةً خَرَرْتُ لاِسْتِي قَالَ ارْجِعْ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ يَا عُمَرُ مَا حَمَلَكَ عَلَى مَا فَعَلْتَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي أَبَعَثْتَ أَبَا هُرَيْرَةَ بِنَعْلَيْكَ مَنْ لَقِيَ يَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ مُسْتَيْقِنًا بِهَا قَلْبُهُ بَشَّرَهُ بِالْجَنَّةِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَلاَ تَفْعَلْ فَإِنِّي أَخْشَى أَنْ يَتَّكِلَ النَّاسُ عَلَيْهَا فَخَلِّهِمْ يَعْمَلُونَ ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَخَلِّهِمْ ‏"‏ ‏.‏
Türkçe Çeviri
Bana Züheyr b. Harb rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Ömer b. Yunus el Hanefi rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize İkrimetü'bnü Ammâr rivâyet eyledi. Dedi ki: Bana Ebû Kesir rivâyet etti. Dedi ki: Bana Ebû Hüreyre rivâyet etti. Dedi ki: — Bir cemaatin içinde Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in etrafında oturuyorduk. Yanımızda Ebû Bekir'le Ömer de bulunuyorlardı. Derken Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) aramızdan kalktı gitti; ve yanımıza dönmesi biraz gecikti. Biz kendisine bir kötülük yapılmasından korkarak endişeye düştük. Ve hemen kalktık. İlk telâşa kapılan ben idim Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’ı aramağa çıktım. Nihayet Ensardan beni Neccâr'a aid bir bahçeye gelince acaba bir kapı bulabilirmiyim diye onun etrafını dolaştım. Fakat bulamadım. Birde baktım ki akar bir kuyudan (meydana gelen) bir râbî' bir bahçenin içine giriyor. —Rabi': kanal dernektir—. Ben derhal tilkinin büzüldüğü gibi büzülerek Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in yanına giriverdim. «Sen Ebû Hüreyre misin?» diye sordu. «Evet yâ Resûlüllah » dedim. «Niye geldin?» dedi. «Aramızda idin. Sonra birden kalkdın, gittin; ve yanımıza dönmekte geciktin. Doğrusu sana bir kötülük yapılmasından korkarak endişeye düştük. İlk endişe eden de ben oldum da şu bahçeye kadar geldim ve hemen tilkinin toparlandığı gibi toparlan (arak içeri dal) dım. Öteki insanlar da arkamdadır.» dedim. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : «Yâ Ebâ Hüreyre!» dedi; ;ve bana ayakkaplarını vererek: «Şu iki tek ayakkabınıı götür. Bu bahçenin arkasında kalbi yüzde yüz inanarak: «Allah'dan başka hiç bir ilâh yoktur.» diye şehâdet getiren her kime rast gelirsen onu hemen cennetle müjdele.» buyurdular. İlk rastladığım Ömer oldu. (Bana) «Bu ayakkabılar nedir ya Ebâ Hüreyre?» dedi. «Bunlar Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in ayakkablarıdır. Beni bunlarla gönderdi ki, kalbi yüzde yüz inanarak "Allahdan başka hiç bir ilâh yoktur." diye şehâdet getiren kime rastlarsam onu cennetle müjdeleyeceğim» dedim. Bunun üzerine Ömer eliyle iki mememin arasına vurdu. Ben de oturağımın üstüne düştüm. Ömer: «Geri dön yâ Ebâ Hüreyre!» dedi. Ben de Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in yanına döndüm. Ama nerde ise ağlamak üzere idim. Ömer beni tâkib etmiş. Bir de baktım izimden geliyor. Resûlüllah . (sallallahü aleyhi ve sellem) : «Ne oldu sana Yâ Ebâ Hüreyre?» dedi. -Ömere rastgeldim. Benimle gönderdiğin haberi kendisine söyledim. Bunun üzerine Ömer iki mememin arasına Öyle bir vuruş vurdu ki, kalçamın üstüne düştüm.-Bana: geri dön!» emrini verdi; dedim. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) (ona) : «Yâ Ömer! Bu yaptığına seni sevkeden nedir?» dedi. Ömer: «Yâ Resûlallah! Annem babam sana feda olsun! Sen, kalbi yüzde yüz inanmış olarak Allah'dan başka hiç bir ilâh yoktur diye şehâdet getiren kime rastlarsa onu cennetle müjdelesin diye Ebû Hüreyre'yi ayakkablarınla gönderdin mi?» dedi. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : «Evet» buyurdular. Ömer: «Aman yapma! Zira, korkarım insanlar buna güvenip kalırlar. Binaenaleyh bırak şunları amel etsinler.» dedi. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) de: «Öyle ise bırak şunları!» buyurdular. «Telâşa düştük ve hemen kalktık...» Kâdı'nın beyânına göre feza' kelimesi üç mânâda kullanılır: a) Korkmak b) Ehemmiyet vermek; şitab etmek; c) Yardımda bulunmak. Burada bu mânâların üçü de şahindir. Birinci ihtimale göre mânâj: « Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in tevkif edilmiş olmasından korktuk.» İkinciye göre: «Telâşa düştük ve hemen ayağa kalktık.» üçüncü ihtimâle göre: «Telâş ettik ve derhal yardıma kalktık...» demek olur. ….tâ'biri üzerinde de üç vecih rivâyet olunmuştur. 1- Hârice bi'rin sıfatıdır; sıfatla mevsuf tenvinlidirler; ve «Akan kuyu» mânasını ifâde ederler. 2- şeklinde olup bi'r tenvhılidir. Hâricenin sonundaki (ha) zamirdir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Etiketler:İman

Mütercim şerhi

Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.

Yani: «Bahçenin dışındaki bir kuyudan» mânasına gelir.- 3 - şeklindedir. Yani. bi'r Hâriceye muzaftır. Hârice bir adamın ismidir. Terkib: «Harice kuyusu» mânasına gelir. Bu üç vecihin meşhur olanı birincisidir. Üçüncüsüdür diyen de olmuşsa da ulema buna muvafakat etmemişlerdir. Bi'r: kuyu mânasına gelen müennes bir kelimedir. Hemzesini tahfif ederek «Bir» de okunabilir. Cenri kılleti: «Eb'âr» gelirse de çok defa kelimenin hemzesi kalb ve nakil adiler ek «Âbâr» denilir. Cemi' kesreti «Biâr» gelir. … kelimesi şeklinde de rivâyet edilmişse de birinci rivâyet daha doğru ve mâna itibariyle daha muvafıktır. Çünkü «îhtefeztü» dar yere girebilmek için büzüldüm toplandım manasınadır. Ekser-i ulemanın kavli de budur. «Ihtefertü» ise yeri kazdım demektir ki, buraya pek yakışmaz. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) rm ayakaplarım Hazret-i Ebû Hüreyre'ye vermesi, onu gördüğüne bir alâmet olsun ve onun tarafından kendilerine söyleyeceği şeyleri daha kolay kabul etsinler di-yedir. «... Kalbi yüzde yüz inanarak «Allah'dan başka hiç bir ilâh yoktur» diye şehâdet getiren her kime rast gelirsen onu hemen cennetle müjdele» ifadesinden murad: «Bu sıfat kimde bulunursa onun cennetlik olacağını haber ver» demektir. Yoksa Hazret-i Ebû Hüreyre'ye bu şekilde imân eden kimseleri bilmesi emredilmemiştir. Çünkü imân kalb isi olduğu için bunu bilmeye imkân yoktur. Hadis-i şerifin bu cümlesi: «İman etmiş olmak için kalple tasdik ve dille ikrar lâzımdır; sadece bunlardan biri kâfi değildir» diyen ehl-i hakkın mezhebine delildir. ifadesi bütün esas nüshalarda bu şekilde tesbit edilmiştir. İbare doğrudur; ve şöyle halledilir: kelimesi muzmer ile nasbedümiştir. Cümlenin geri kalan tarafı ise takdirinde mübtedâ ve haberdir. Ömer (radıyallahü anh) 'ın Hazret-i Ebû Hüreyre'nin göğsüne vurması onu yere sermek veya ona eziyet etmek için değil, söylediği sözden vazgeçirmek içindi. Bu hususta Kâdi Iyaz ile diğer ulemadan bazıları şunları söylemişlerdir. «Ömer (radıyallahü anh) 'ın fiili ve Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e müracaatı, ona itiraz ile emrini kabul etmemek değildir. Çünkü Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in Hazret-i Ebû Hüreyre ile gönderdiği sözde ümmetinin gönlünü almak ve onlara müjdede bulunmaktan başka bir şey yoktu. Binaenaleyh Ömer (radıyallahü anh) ümmet bu müjdeye güvenerek amel ve ibâdeti terk ederler endişesiyle onun gizlenmesi ve bu gizlenmenin rnüslümanlar için o peşin müjdeden daha hayırlı olacağı rnutâleasında bulunmuştu. Nitekim fikrini Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e arzedince onun bu fikrini tasvib buyurdular.» İst: dübür, kıç manasınadır. Böyle yerlerde kelimenin hakikatini söy-lemekde utanmayı İcâbedecek bir şey yoksa da bütün bu gûnâ gizli yerlerde müstehab olan, onları burada olduğu gibi kinaye sözlerle ifâde etmektir. Kur'ân-i Kerîm ve sünnet-i Nebeviyye hep bu âdâb üzere gelmişlerdir. Fakat icâbında kelimenin hakikati sarahaten zikredilir.
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · Bâbİman · 10. bâb — Tevhid Üzere Ölen Kimsenin Kati Olarak Cennete Gireceğine Delil Bâbı
Hadis No147
Râvi sayısı—
İlk râvi—
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu

Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.

Araştırma

İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.

İsnad Silsilesi

Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.

İsnad zinciri verisi bulunmuyor.

Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler

Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.
AnaAraKitapAğRâviKonuOlayKabile