Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Ridf: Hayvan üzerinde bulunan bir kimsenin terkisine yani arkasına oturandır. Kelimenin meşhur rivâyeti bu ise de Kâdi Iyaz’ın beyânına göre (Radîf) şeklinde rivâyeti dahi varmış. Rahl: Devenin semeridir. Atın eğerine «Sere» eşeğin semerine «Ükâf» derler. Mu'hiretü'r- rahl: Semerin arkasındaki kaştır. Bu kelime muahhara dahi okunabilir. Ancak ayni manada «Âhiratü'r-Rahl» ta'biri daha çok kullanılır. Hazret-i Muâz (radıyallahü anh) : «Aramızda semerin arka kaşından başka bir şey yoktu.» demekle Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’e son derece yakın bulunduğunu mubâleğalı bir şekilde anlatmak istemiştir. Lebbeyk: Sana tekrar tekrar icabet eylerim demektir. Hacc bahsinde görüleceği vecihle bu kelimenin mânası hakkında bir kaç kavil daha vardır. «Senin taatin üzreyim», «Mahabbetim sanadır» ilâh... gibi. Sa'deyk: Senin taatine tekrar tekrar yardım ederim, manasınadır. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in Hazret-i Muâz (radıyallahü anh) ’a tekrar tekrar nida buyurması, söyleyeceklerine bittekid ehemmiyet versin Ve dinleyeceği şeylere karşı tamamiyle dikkatli bulunsun di-yedir. Filhakika bu maksadla bir kelimeyi üç defa tekrar buyurduğu Sahîhaynda sabit olmuştur. «Allah'ın kulları üzerindeki hakkı nedir bilir misin?» Buradaki soru için el-Übbî: Bu hakikaten istifhamdır.» dedikten sonra şunları söyler: «Allah'ın kulları üzerindeki hakkı, onlara farz kıldığı şeylerdir.» «Hakka'ş-şey'ü'»den alınmıştır ki sabit oldu demektir. Kulların Allah üzerindeki hakkı ise, va'd-i sâdıkiyle şerân onlara verilmesi lâzım gelen şeylerdir. Bazıları hakkı şöyle tarif etmişlerdir. Hak: Mevcud ve' mütehakkik olan yahud yüzde yüz vücud bulacak olan her şeydir. Meselâ Allahü teâlâ ezelen ve ebeden mevcud olan Haktır. Ölüm, cennet ve cehennem haktırlar. Çünkü yüzde yüz vâkidirler. Bir söz için «Bu söz haktır.» denirse bunun mânası; onunla haber verilen şey muhakkak olacaktır; tereddüd götürmez; demektir. Bazı ulemaya göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in: «Kulların Allah üzerindeki hakları...» buyurması, Allah’ın kulları üzerindeki hakkına mukabele olmak içindir. Yoksa kulların Allahü teâlâ üzerinde bir hakkı olamaz. Bu söz bir kimsenin arkadaşına: «Hakkın bende mahfuzdur» demesi kabilinden de olabilir. Bundan maksad; sana vadettiğim şeyi bende hakkınmış gibi muhakkak surette yapacağım demektir. «Allah'ın kulları üzerindeki hakkı, ona ibâdet etmeleri ve kendisine hiç bir şeyi ortak taşmamalarıdır.» ifadesinde ibâdetle şirk koşmamayı niçin bir yerde zikrettiğini kitabımızın beşinci hadîsinin şerhinde gördüğümüz için tekrar etmiyoruz.