Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Bu rivâyetlerin bâzılarını Buhârî «Ezan» bahsinde; bâzılarını Ebû Dâvûd ile Tirmizî -«Et'ime» de; Nesâî «Namaz» ve «Velime» bahislerinde muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir. Tirmizî , Hazret-i Câbir hadîsini rivâyet ettikden sonra: «Bu bâbda Ömer, Ebû Eyyûb, Ebû Hüreyre, Ebû Saîd, Câbir b. Semura, Kurra ve İbn Ömer (radıyallahü anhûm) hazerâtindan da rivâyetler olduğunu kaydetmişdir. Aynî bunlardan mâda bu bâbda Huzeyfe, Ebü Sâ'lebe, Mugîre b. Şu'be, Alî, Enes ve Abdullah b. Zeyd (radıyallahü anhûm) 'dan da rivâyetler bulunduğunu kaydetmiş ve bunların yerlerini birer birer göstermişdir. Şöyle ki: Hazret-i Ömer hadîsini İmâm Müslim ile başkaları, Ebû Eyyûb hadîsini Tirmizî ; Ebû Hüreyre hadîs'ini Müslim , Ebû Saîd hadîs'ini yine Müslim , Câbir b. Semura hadîs'ini Tirmizî ; Kurra hadîs'ini Bey-hakî; İbn Ömer hadîs'ini Buhârî ile Müslim ; Huzeyfe hadîs'ini İbn Hibbân; Ebû Salebe hadîs'ini Taberânî «El-Evsat» da; Mugîra hadîs'ini Tirmizî ; Hazret-i Alî hadîs'ini Ebû Nuaym «El- Hılye»'de; Enes hadîs'ini Buhârî ve başkaları; Abdullah b. Zeyd hadîs'ini de Taberânî tahrîc etmişlerdir. Görülüyor ki bu hadîslerde sarımsağa «şecere» nâmı verilmişdir. Şecerenin türkçe karşılığı ağaçdır. Fakat araplar sakı bulunan her ne-bât'a şecere; kökeni bulunan nebât'a da «necim» derler. Bazıları yere kök salan ve üzeri kesildiği hâlde yeniden filiz süren şeye şecer denildiğini; böyle olmayan nebatata ise necim adı verildiğini söylerler. Sebzevatın umûmuna araplar «baki» ve «bukûl» derler. Rivâyetlerin umûmundan anlaşılıyor ki sarımsak ve soğan gibi kerih kokusu olan sebzelerden birini yedikden sonra mescide ve o hükümde olan başka bir yere gitmek mekrûhdur. Bazıları pırasanın hadîsde zikre-dilmediğini, onu yemenin soğana kıyâs suretiyle mekruh olduğunu söy-lemişlersede bu iddia doğru değildir. Bâbımız hadîslerinin bâzı rivâyetlerinde pırasa da zikredilmişdir. Zâten zikredilmese bile maksad insanlara ve meleklere eziyet veren bütün kerîh kokulu sebzelerdir. Binaenaleyh zikredilmediği hâlde turp dahi hükümde dâhildir.