Aşağıdaki izah hadisin parçası değildir; mütercimin ve şârihlerin notudur.
Bu hadîsi Müslim Hazret-i Berâ' İbn Âzîb'den muhtelif tarîklerle rivâyet ettiği gibi, Buhârî «Ezan» ve «Namaz» bahislerinde; Ebû Dâvûd , Tirmizî ve Nesâî dahi «Namaz» bahsinde muhtelif râvîlerden rivâyet etmişlerdir. «Yalan söylemez bir zâttır.» Sözünü hangi râvîlerin söylediği ihtilaflıdır. Yahya b. Maîn ile Humeydî ve İbn ül-Cevzî'ye göre bu sözü söyleyen Ebû İshâk'dır. Bununla Abdullah b. Yezîd'in yalan söylemediğine işaret etmiştir. İşareti Hazret-i Berâ'e ait zannetmemelidir. Çünkü Berâ' (radıyallahü anh) Sahâbîdir. Sahabeyi kirâmın ise tezkiyeye ihtiyaçları yoktur. Hatîb-i Bağdadî: «Eğer bu söz İshâk'ınsa Abdullah b. Yezîd hakkındadır; Abdullah'ın ise Berâ'e aittir.» demiştir. Hattâbî dahi: Bu söz râvî hakkında bir töhmet icâb etmez. O ancak doğruluğun hakikatini ifâde eder. Zîrâ bir ravînin iyice bilinmesini ve rivâyet ettiği hadîsle amel edilmesini istedikleri vakit râvîlerin âdeti böyle te'kîdler yapmaktı. Meselâ Ebû Hüreyre: Sâdık ve nınsdûk olan Halîlimden işittim; derdi...» demektedir. Kâdî îyâz dahi ayni yoldan giderek: «Râvî bu sözle tâ'diîi kasdetmemiştir. O bununla hadîsi takviye etmek istemiş ve hadîsi hiç bir suretle müttehem olmayan Berâ' İbn Âzib’in rivâyet ettiğini söylemiştir.» demiştir. Nevevî : «Bu sözün mânâsı: Hadîsi bana Berâ' rivâyet etti. Bilirsiniz ki Berâ' müttehem olmayan bir zâttır. Binâenaleyh size ondan rivâyet ettiğim hadîslere îtimâd edin! demektir.» diyor. Bu söylenenlerden anlaşılıyor ki «Yalancı değildir.» sözü Hazret-i Berâ' hakkında söylenmiştir. Nitekim hadîsin ikinci rivâyetinde Abdullah b. Yezîd'in: «Bana Berâ' rivâyet etti - ki yalancı değildir. -» demiş olması da bunu gösterir. Bir de hadîsde Berâ' dan sonra zikredilen (Hüve) zamîri kaide îcâbı zikredilen isimlerin en yakınma ait olur (ki o da Berâ') dır. Yahya. b. Maîn'in Hazret-i Berâ'i yalandan tenzih etmesi Abdullah b. Yezîd dahi sahabeden olduğu halde onun hakkında bir şey söylememesi Hazret-i Abdullah'in sahabeden olup olmadığına ihtilâf edildiğindendir. Yahya b. Maîn onun sahâbi olduğunu kabul etmemiştir. Filhakika Bazıları onun sahâbî olmadığını söylemiş; İmâm Ahmed , Ebû Hatim ve Ebû Dâvûd bu bâbda tevakkuf ederek bir şey söylememişler. İbn Abdilberr, Dâre Kutnî ve diğer hadîs ulemâsı onun sahâbî olduğunu isbât etmişlerdir. Hazret-i Abdullah'in bu hadîsi rivâyet etmesine sebeb Taberân î'nin rivâyetine göre, Kûfe'de vali bulunduğu şuralarda cemaata namaz kıldırması ve cemâatin İmâmdan evvel rükû ve secdeye varmaları, başlarını İmâmdan önce kaldırmalarıdır.