Ana sayfa/Kitaplar/Müslim · Yağmur Duası (İstiskâ) · 2082← ÖncekiSonraki →
Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Yağmur Duası (İstiskâ) (no. 2082)
وَحَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي أُسَامَةُ، أَنَّ حَفْصَ بْنَ، عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَهُوَ عَلَى الْمِنْبَرِ ‏.‏ وَاقْتَصَّ الْحَدِيثَ وَزَادَ فَرَأَيْتُ السَّحَابَ يَتَمَزَّقُ كَأَنَّهُ الْمُلاَءُ حِينَ تُطْوَى ‏.‏
Türkçe Çeviri
Bize, Hârûn b. Said El-Eylî rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize İbn Vehb rivâyet etti. (Dedi ki) : Bana Üsâme rivâyet etti; ona da Hafs b. Ubeydillâh b. Enes b. Mâlik rivâyet etmiş. Hafs da Enesü'bnu Mâlik'i şöyle derken işitmiş: «Bir cum'a günü Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) minberde iken ona bir bedevi geldi...» Ve râvî hadîsi (böylece) rivâyet etti. Şunu da ziyâde eyledi: «Bulutun, dürülü çarşafın yayıldığı gibi dağılıp gittiğini gördüm.» Bu hadîsi Buhârî «Cum'a» ve «istiska» bahislerinde; Ebû Dâvûd ve Nesâî «İstiska» bahsinde muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir. Dârü’l-Kazâ: Borç ödeme evi, demekdir. Bundan murâd: Hazret-i Ömer'in evidir. Vefatından sonra borçlarını ödemek için satıldığından, ona bu isim verilmişdir. Bu husûsda Kâdi Iyâz şunları söylemişdir: «Bu eve Dârü'l-Kazâ, denilmesinin sebebi: Ömeru'bnu'l-Hattâb (radıyallahü Anh) ’ın üzerine aldığı borçlara mukaabil satıldığı içindir. Ömer, borçları mukaabilinde bu evin satılmasını oğlu Abdullah'a vasiyet etmiş, kendi malı borçlarını karşılamazsa evvelâ Beni Adiyy sonra Kureyş kabilelerinden yardım istemesini söylemişdi. Hazret-i Ömer'in oğlu bu evle El-Gâbe denilen yerdeki milkini satarak borcunu ödemişdi.» Kâdi İyâz’ın beyânına göre, evvelce bu eve «Ömer'in borcunu ödeme evi» derlermiş. Sonra kısaltma yapılarak: «Borç ödeme evi» denilmeye başlanmış. Mezkûr ev daha sonraları «Mervân'ın evi» ismiyle anümışdır. Bazıları Hazret-i Ömer'in yirmisekizbin dirhem borcu olduğunu söylemişlerse de Nevevî bunun garip hattâ yanlış olduğunu bildirmiş ve: «Sahîh, meşhur kavle göre Hazret-i Ömer'in borcu seksen-altıbin dirhem yahut ona yakın bir meblâğdı. Bunu Buhârî «Sahîh» inde böyle rivâyet ettiği gibi, sair hadis, siyer ve târih ulemâsı da böyle rivâyet etmişlerdir.» demişdir. Malların helâk olmasından murâd: Ev hayvanlarının bilhassa develerin yağmursuzluk sebebi ile yiyecek bulamamaları ve böylelikle helâka mâruz kalmalarıdır. Yolların kesilmesi ile dahi, o yollarda yürüyecek deve kalmadığı ifâde edilmek istenilmişdir. Develerin yola çıkarılmaması: Yâ helâk olacaklarından yahut yiyecek bulunmadığı için zayıf düşeceklerinden korkulduğu içindir. Hutbe esnasında gelen zâtın kim olduğu malûm değildir. Bazıları İmâm Ahmed b. Hanbel 'in rivâyet ettiği Kâ'b b. Murra rivâyetinden bu zâtın bizzat Kâ'b olduğu manasını çıkarmağa çalışmış; bir takımları da Ebû Süfyan b. Harb olduğunu ileri sürmüşlerse de, Ayni bunların ikisinin de doğru olmadığını söylemektedir. Çünkü İbn Mâce 'nin rivâyet ettiği Kâb b. Murra hadîsinde gelen zâtın bizzat Kâ'b olduğuna en ufak bir işaret bile yokdur. Gelenin Ebû Süfyân olmasına da imkân yokdur. Zira Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimize: «Ya Resûlallah !» diye hitâb etmişdir. Bu, onun Müslüman olduğunu gösterir. Hâlbuki Ebû Süfyâno zaman henüz Müslüman olmamışdı. «Egısnâ» kelimesi: Yağmur istemekde yani «Bize Yağmur ver!» mânâsında gısnâ şeklinde meşhurdur. Kâdi İyaz, ulemâdan bâzılarının onu bu hadisde «yardım istemek» mânâsında kullanılmışdır, dediklerini rivâyet etmişdir. Bu takdirde kelimenin mânâsı: «İmdadımıza yetiş; başımızı çöz.» demek olur. Ağaçların kıpkırmızı kesilmesi: Susuzluktan dolayı yapraklarının kurumasından kinayedir. Sel': Medine civarında bir dağın ismidir, «Sel ile aramızda ev ve bina yoktu.» cümlesinden murâd: Havada bulut olup olmadığını görmemize manî bir şey yoktu. Biz dağı da, gökyüzünü de görüyorduk, demekdir. Nevevî : «Ravi'nin bundan muradı: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in mucizesini haber vermek ve önceden havada bulut yahut bulut parçası gibi zahiren yağmura sebebolacak bir şey bulunmadığı gibi, bahnl bir sebep de yokken sırf Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in dileği üzerine yedi gün birbiri arkasında yağmur göndermesi, Allahü teâlâ nezdinde onun pek büyük tazim ve ikrama nail olduğunu göstermektir.» diyor. Bâzı rivâyetlerde Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in ellerini yüzü hizasına kadar kaldırdığı; ellerini uzatarak dua ettiği ve gökyüzüne baktığı bildirilmişdir. Türs: Kılıçdan korunmaya yarayan âlet, yani kalkan demekdir. Buradaki benzerliğin vechi mikdâr İtibârı ile değil; bulutun kalkan gibi yuvarlak ve kesif oluşudur. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e ikinci cum'a gelen zâtın «Mallar helâk oldu; yollar kesildi!» demekden muradı: Bu def'â yağmurun çokluğundan muvasalâtın kesilmesidir. Akam: Ekemenin cem'idir. Ekeme: Dağdan küçük; tepeden de büyük olan bayırdır. Bâzılarına göre Ekeme-. Küçük tepecik, mânâsına gelir. Zırâb: Zarîb'in cem'idir. Bu dahi: «Küçük tepecikler» mânâsına gelir. Sene: Kıtlık, cevbe: Geniş yer ve aralık, mânâsına gelir. Burada ondan murâd: Bulutun Medine üzerinden aralanarak etrafına da-ğılmasıdır. Kanat: Medîne vadilerinden biridir. Burada Medinelilerin ekinleri vardır.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Etiketler:Namazİbadet
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbYağmur Duası (İstiskâ) · Yağmur Duası (İstiskâ)
Hadis No2082
Râvi sayısı
İlk râvi
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu

Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.

Araştırma

İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.

İsnad Silsilesi

Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.

İsnad zinciri verisi bulunmuyor.

Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler

Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.
AnaAraKitapRâviKonuOlayKabile