وَحَدَّثَنِي الْقَاسِمُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، ح وَحَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ، الرَّحْمَنِ الدَّارِمِيُّ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ، قَالاَ جَمِيعًا حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ سَأَلَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ مَتَى كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي الْجُمُعَةَ قَالَ كَانَ يُصَلِّي ثُمَّ نَذْهَبُ إِلَى جِمَالِنَا فَنُرِيحُهَا . زَادَ عَبْدُ اللَّهِ فِي حَدِيثِهِ حِينَ تَزُولُ الشَّمْسُ يَعْنِي النَّوَاضِحَ .
Türkçe Çeviri
Bana Kâsım b. Zekeriyyâ rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Hâlid b. Mahled rivâyet etti. H. Bana Abdullah b. Abdirrahmân Ed-Dârimî de rivâyet etti. - (Dedi ki) : Bize Yahya b. Hassan rivâyet etti. Her iki râvî birden demişler ki: Bize Süleyman b. Bilâl, Ca'fer'den, o da babasından naklen rivâyet etti ki, babası Câbir b. Abdillâh'a: — Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) cuma namazını ne zaman kılardı? diye sormuş; Câbir: — (Bize) cuma namazını kıldırır, sonra develerimizin yanına giderek onları dinlendirirdik.» cevâbını vermiş. Abdullah kendi rivâyetinde: «Güneş zevale erdiği vakit., yani su taşıyan develeri...» ibaresini ziyâde etmişdir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com