Ana sayfa/Kitaplar/Müslim · Yolcu Namazı · 1950← ÖncekiSonraki →
Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Yolcu Namazı (no. 1950)
وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدَّارِمِيُّ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى، - يَعْنِي ابْنَ حَسَّانَ - حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ، - وَهُوَ ابْنُ سَلاَّمٍ - أَخْبَرَنِي يَحْيَى، أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ جَابِرًا، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، صَلَّى مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلاَةَ الْخَوْفِ فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِإِحْدَى الطَّائِفَتَيْنِ رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ صَلَّى بِالطَّائِفَةِ الأُخْرَى رَكْعَتَيْنِ فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ وَصَلَّى بِكُلِّ طَائِفَةٍ رَكْعَتَيْنِ ‏.‏
Türkçe Çeviri
Bize Abdullah b. Abdirrahmân Ed-Dârimî rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize YaJ|yâ (yani İbn Hassan) haber verdi. (Dedi ki) : Bize Muâviye —ki İbn Şellâm'dır.— rivâyet etti. (Dedi ki) : Bana Yahya haber verdi. Bana Ebû Selemete'bnü Abdirrahmân haber verdi. Ona da Câbir haber vermiş ki, kendisi Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikde korku namazı kılmış. (Şöyle ki) Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) iki taifeden birine iki rek'at namaz kıldırmış. Sonra öteki taifeye de iki rek'at kıldırmış. Bu suretle Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) dört rek'at namaz kılmış fakat her iki taifeye ikişer rek'at kıldırmış. Bâbımız hadîslerinin ekserisini «Kütüb-ü Sitte» sahipleri tahrîc etmişleridir. Buhârî onların bâzılarını «Ebvâbu Salâti’l-Havf» de; bâzılarını da «Kitâbü'l-Megâzî» de tahrîc etmişdir. Korku namazı ünvâm verilen namazdan murâd: Zelzele ve yangın gibi musibetler zamanında kılınması tavsiye buyurulan nafile namazlar değildir. Buradaki korku ile harp kasdedilmişdir. Binâenaleyh Bâbımızın hadîsleri harp devam ederken kılınacak vakit namazlarının keyfiyeti hakkındadır. Her müslüman peşinen bilmelidir ki harp esnasında yani gülle ve kurşundan cihan yandığı, yer yerinden oynadığı anlarda bile beş vakit namazı kazaya, bırakmaya- ruhsat verilmemiş; O müdhiş anlarda dahi namazın edası emrolunmuşdur, Fahr-i Kâinat (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimizin ölüm döşeğinden kalkarak namaz kılması hattâ bir kaç defa arka arkaya bayılarak her ayıldıkça namaza davranması, bu mübarek ibâdetin derece-i ehemmiyyetini göstermeye kâfidir. Biz bu bâbdaki tafsilâtı fıkıh kitaplarına bırakarak sadede avdet edelim... Harp zamanında kılınacak vakit namazlarının sulh zamanındaki vakit namazlarına uymadığı Kur'ân-ı Kerîm ile sâbitdir. Bu bâbda Teâlâ Hazretleri : "Yer yüzünde sefere çıktığınız zaman şayet kâfirlerin size fenalık yapacağından endişe ederseniz namazı kasretmenizde üzerinize bir vebal yokdur. Şüphesiz ki kâfirler sizin apaçık düsmanlarınızdır. Sen de ashabının aralarında bulunur da, kendilerine namaz kıldırırsan onların bir kısmı seninle birlikde namaza dursun!..." buyurmuşdur. Yalnız bu namazların suretleri sünnetle beyân edilmişdir. Şurası da unutulmamalıdır ki harp ve düşman korkusu namazın rekatlarını azaltma hususunda müessir değildir. Yalnız İbn Abbâs (radıyallahü anh) ile Tabiîn'den Hasan-ı Basrî ve Tâvûs hazerâtına göre düşman korkusu, namaz rek'âtlarının bire indirilmesi hususunda müessirdir. Mücâhid'in İbn Abbâs'dan rivâyet ettiği bir hadîsde: İbn Abbâs (radıyallahü anh) : «Allah, namazı Peygamber imizin dilinden hazarda dört, seferde iki ve harpte bir rek'ât olarak farz kılmışdır.» demişdir. Bu hadîsi Müslim , Ebû Dâvûd , Tirmizî , Nesâî ve İbn Mâce tahrîc etmişlerdir. Atâ' Mücâhid, Hakem b. Uteybe, Katâde, İshâk ve Dahhâk'in mezhepleri de budur. Ekseri ulemâ ile ashâb-ı kirâmdan İbn Ömer (radıyallahü anh)' a ve tabiînden İbrâhîm Nehai ile Süfyân-ı Sevrî'ye, Hanefîler 'le, İmâm Mâlik ve İmâm Şâfiî'ye göre harp. korkusunun rek'at sayılarına hiç bir te'sîri yokdur. Binâenaleyh harpde bir rek'ât namaz kılmak, onlara göre caiz değildir. Namazın kasredilmesi harple değil; seferle ilgili bir mes'eledir. Bâbımız hadîslerinde zikri geçen gazadan murâd: Zâtü'r-Rikau gazâsidır. Bu gaza Hicret'in dördüncü veya besinci yılında Necid'in Gatafân semtlerinde vuku' bulmuşdur. Kikaa': Ruk'a'nın cem'i olup; yamalar mânâsına gelir. Mezkur gazaya Zâtü'r-Rikaa' denilmesinin sebebi: Müslümanların ayaklan delinerek, üzerlerine bez parçaları sarmalandır. Bazıları müslümanların sıcakdan ayaklarını sardıklarını söylerler. Bir takımları: «Bu gazaya Zâtü'r -Rikaa' denilmesi orada. bu isimde bir ağaç bulunduğu içindir.» demişlerdir. Vâkıdî bu ismin verilmesine sebep olarak: O yerde bulunan kırmızı, beyaz, siyah alacalı bir dağı gösterir. Yine Vâkıdî'nin beyânına göre Zâtü'r-Rikaa'. gazasına sebep: Halep'den gelen bir bedevinin verdiği mâlûmâtdır. Bu adam Benî Sa'lebe ile Beni Enmâr kabilelerinin müslümanlarla harp etmek üzere hazırlandıklarını ve pek çok asker topladıklarını söylemiş; bunları gözleriyle gördüğünü te'yîd ettikden sonra müslümanla-ra: «Siz hâlâ gafletdesmiz!» diyerek onları harbe teşvik etmişdir. Bunun üzerine Resûl-î Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem) bir rivâyetde dörtyüz, diğer rivâyette yediyüz kişilik bir ordu ile onlarla harbe çıktı. Hazret-i Câbir hadîsinin bir rivâyetinde îsmi bildirilmeden müşriklerden olduğu söylenen ve Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'i kendi kılıcı ile vurmak istediği beyân edilen şahsın ismi Gavres b. Hars'dır. Nitekim Buhârî 'nin bir rivâyetinde tasrih edilmişdir. İbn İshâk'ın rivâyetinde Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) müşrike cevabın ıverdikten sonra: « Cibrîl onun göksüne dokundu ve elinden kılıç düştü. Bu sefer onu Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) alarak ; Şimdi benden seni kim kurtarır? dedi. Müşrik: Hiç kimse!., cevabını verdi. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : — «Kalk işine git! buyurdu.» deniliyor. Buhârî rivâyetlerinde de beyân edildiğine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimiz neticede galebe kendi eline geçtiği hâlde o adamı muâhaze buyurmamışdir. Çünkü küffârın müslüman olmalarını gönülden arzu ediyordu. Bunu da ileride müslüman clur ümidi ile affet-rişti, Nitekim Vâkidî'nin beyânına göre bu zât sonradan müslüman olmuş ve kavm-ü kabilesinin yanına dönerek bir çok kimselerin müslümanlığı kabul etmelerine sebeb olmuşdur. Salih b. Havvât’ın: « Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) le birlikde namaz kılan...» dediği zâtın ismi bâzılarına göre: Sehl b. asıne'dir. Bazıları Sehl b. Abdillâh olduğunu söylemiş; bir takımları da Salih b. Havvat’ın babası Havvât b. Cübeyr olduğunu tercih etmişlerdir. Allâme Aynî ; Salih b. Havvât’ın hadîsi hem babasından hem de Sehl b. Ebî Hasıne'den işitmiş olduğuna il mâl vermekte ve: «Bundan dolayıdır ki onun ismini bazen müphem bırakıyor; bazen de tefsir ediyor.» demektedir. Havvât hadîsini Buhârî hem merfû' hem mevkuf yollarc tahrîc etmişdir. Bu hadîs hakkında İmâm Mâlik : «Korku namazı hususun işittiğim en güzel hadîs budur..» demişdir. Hazret-i Mâlik'in bu sözü, kor namazının keyfiyyeti hakkında muhtelif sıfatlar işitmiş olmasını ikti eder. Kendisi bunların içinden Salih b. Havvât hadîsi ile arr etmişdir. Filhakika korku namazı hakkında muhtelif rivâyetler vardır. Tirmizî , İbn Ömer (radıyallahü anh) hadîsini tahi ettikden sonra: «Bu bâbda Câbir, Huzeyfe, Zeydü'bn Sabit, İbn Abbâs, Ebû Hü reyre, İbn Mes ûd,. Sehlü'bnü Ebî Hasıne, Ebû Ayyaş Zey b. Sâmit ve Ebû Bekre (radıyallahü anhûm) 'den dahi rivâyetler bulunduğunu söylemişdir. Aynî bunlara Hazret-i Alî, Âişe Havvât b. Cübeyr ve Ebû Mûse'l-Eş'ar (radıyallahü anhüm) hazerâtım da ilâve etmişdir. Bunlardan Câbir hadîsi Bâbımız hadîsleri meyânındadir. Ayni hadîsi Buhârî muallâ olarak «Meğâzî» bahsinde rivâyet etmişdir. Huzeyfe hadîsini Ebü Dâvûd ile Nesâî ; Zeydü'bnü Sabit hadîsini Nesâî , Hazret-i Alî hadîsini Bezzâr, Âişe (radıyallahü anh Hüreyre hadisini Buhârî ile Nesâî, İbn Mes'ûı hadîsini Ebû Dâvûd; Sehlü'bnü Ebî Hasıne hadîsini Tirmizî, Ebû Ayyaş hadîsini Ebû Dâvûd ili Nelâî; Ebû Bekre hadîsini yine Ebû Dâvûd ile Nesâî, Hazret-i Alîy hadîsini Bezzâr, Âişe (radıyallahü anha) hadîsini Ebû Dâvûd ; Havvât b. Cübeyr hadîsini İbn Mendeh; Ebû Mûsâ (radıyallahü anh) hadîsini de İbn Abdilberr tahrîc etmişlerdir. Korku namazının ilk def'â ne zaman kılındığı ulemâ arasında ihtilaflıdır. Cumhûr'a göre: İlk defa Zâtü'r-Rikaa' gazasında kılınmışdır. Bazıları, daha başka yerde kılındığını söylerler. İmâm Gazâlî (450-505) «El-Vasît» nâm eserinde Zâtü'r-Rikaa gazasının, son gaza olduğunu söylemiş; Râfiî dahi bu husûsda ona tabî olmuş ise de İbn's - Salâh «Müşkilü'l-Vasît» adlı eserinde, bunun doğru olmadığını, Zâtü'r-Rikaa gazasının son gaza değil, sona yakın olanlardan bile olmadığını söylemiş; « Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in son gazası Tebûk'dür.» demişdir. İbn Hazm (384-456) : «Korku namazının en güzel vasfı Ebû Bekre hadîsinde yapılmışdır. Çünkü bu namaz Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in kıldığı son korku namazıdır.» demişdir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimizin kıldırdığı bu namaz bâzı rivâyetlere göre ikindi; diğer bâzılarına göre öğledir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Etiketler:İbadetNamaz
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbYolcu Namazı · Yolcu Namazı
Hadis No1950
Râvi sayısı
İlk râvi
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu

Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.

Araştırma

İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.

İsnad Silsilesi

Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.

İsnad zinciri verisi bulunmuyor.

Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler

Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.
AnaAraKitapRâviKonuOlayKabile