وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، جَمِيعًا عَنْ قَتَادَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ قَالَ شُعْبَةُ مِنْ آخِرِ الْكَهْفِ . وَقَالَ هَمَّامٌ مِنْ أَوَّلِ الْكَهْفِ كَمَا قَالَ هِشَامٌ
Türkçe Çeviri
Bize Muhammedü'hnü'l-Müsennâ ile İbn Beşşâr rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Şu'be rivâyet etti. H. Bana Züheyr b. Harb da rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize, Abdurrahman b. Mehdi rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize, Hemmâm rivâyet etti. Bu râvîler hep birden Katâde'den bu isnâdla rivâyette bulunmuşlardır. (Yalnız) Şu'be: «Kehf sûresinin sonundan.» Hemmâm ise Hişm’ın dediği gibi: «Kehf'in başından...» demişlerdir. Sûre-i Kehf'in fazileti hakkında Buhârî Hazret-i Berâ'b. Âzib'den şu hadisi rivâyet etmişdir: Berâ' (radıyallahü anh) Dedi ki: Bir zât sûre-i Kehf'i okuyormuş, yanı başında da iki iple bağlı bir at bulunuyormuş. Derken o zâtı bir bulut kaplamış. Ve yavaş yavaş üzerine doğru yaklaşmaya başlamış. At da bundan ürküyormuş. Sabah olunca o zât Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’e giderek hâdiseyi, ona anlatmış. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : «Bu (gördüğün) sekînetdir; Kur'ân için inmişdir.» buyurmuşlar. Sekînetden muradın ne olduğu ulemâ arasında ihtilaflıdır. Bunu az yukarıda görmüşdük. Bazıları: «Sekînet, Hazret-i Mûsa (aleyhisselâm) ’in içersine levhalarla Tevrâtı ve asasını koyduğu altın kapdır.» demişlerdir. Kur'ân-ı Kerîm'de ve hadîslerde sekînet lâfzı tekerrür etmişdir. Kelimenin bir çok mânâlara ihtimâli olduğu için bu kelimeye yerine göre zikredilen mânâlardan lâyık olanı verilir. Sûre-i Kehf'in evvelinden, başka bir rivâyetde sonundan on âyet okumanın: Deccâl’ın şerrinden koruması, mezkûr sûrenin ilk âyetleri bir çok acâip ve garaibi ihtiva ettiğindendir. Bu âyetlerin mânâlarını düşünenler, Deccâl'in fitnesine kapılmazlar. Ayni sûrenin son âyetleri dahi son derece ibret âmizdirler, İbn Seyyid'e göre buradaki Deccal'dan murâd: hak ile bâtılı biribirine karıştırandır. Bazıları: «Bundan murâd: kıyâmetin büyük alâmetlerinden olmak üzere âhir zamanda çıkacak olan Deccâldır.» demişlerdir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com