Ana sayfa/Kitaplar/Müslim · Yolcu Namazı · 1850← ÖncekiSonraki →
Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Yolcu Namazı (no. 1850)
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَابْنُ، حُجْرٍ قَالُوا حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - وَهُوَ ابْنُ جَعْفَرٍ - عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ مِثْلَ حَدِيثِ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ غَيْرَ أَنَّ ابْنَ أَيُّوبَ قَالَ فِي رِوَايَتِهِ ‏ "‏ كَإِذْنِهِ
Türkçe Çeviri
Bize Yahya'bnü Eyyûb ile Kuteybetü'bnü Saîd ve İbn Hucr rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize, İsmâîl (yânî İbn Ca'fer) Muhammed b. Amr'dan, o da Ebû Seleme'den, o da Ebû Hüreyre'den, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’den naklen Yahya b. Ebî Kesîr'in hadîsi gibi rivâyetde bulundu; yalnız İbn Ebî Eyyûb kendi rivâyetinde (ke ezenihî yerine) «ke iznihî» dedi. Bu hadîsi Buhârî «Kitâbü Fedâili'l-Kur'ân» ile «Kitâbu't-Tevhîd» de tahrîc etmişdir. Nevevî diyor ki: «Ulemâ ezenin lûgatda dinlemek mânâsına geldiğini söylemişler; ancak burada dinlemek mânâsına hamletmenin caiz olmadığını bildirmişlerdir. Çünkü kulak vermek mânâsına gelen dinlemek Allahü teâlâ hakkında muhaldir; kelime burada mecazen kullanılmışdır. Mânâsı: okuyanı ma'nen kendine yaklaştırmak ve ona bol bol sevap ver-mekdir. Zîra Allahü teâlâ’nın işitmesi muhtelif değildir. Binâenaleyh bu sözün te'vîli vâcibdir.» Bu bâbda Aynî dahi şunları söylemişdir: «Hâsılı (ezine) fiili ıtlaak ile dinlemek arasında müşterekdir. Mutlak mânâsını kasdedersen masdarı (izn) dinlemek mânâsını murâd edersen masdari (ezen) şeklinde gelir.» Kurtubî de: «Ezen: İmlâ yazan bir kimsenin kulağını, dinlediği kimseye doğru eğiltmesidir. Bu mânâ zahiri itibârı ile Allahü teâlâ hakkında kullanılamaz. Kelime Allah hakkında mecazen: Okuyana ikram ve bol sevap ihsan etmek mânâsına gelir. Zira dinlemenin neticesi bunlardır. îzn'in ıtlaakından murâd: Onun mutlak mânâda kullanılmasıdır. Mutlak mânâda îzn, mubah kılmak demekdir. Ulemâ tegannînin mânâsı hususunda da ihtilâf etmişlerdir. İmâm Şafiî ile diğer Şafiîyye ulemâsına göre sesi Kur'ân'la güzelleştirip zînetlemek manasınadır. Ebû Dâvûd'un «Sünen» inde rivâyet ettiği bir hadîsde, İbn Ebî Müleyke'nin: «Okuyanın sesi güzel değime, Kur'ân onu mümkin olduğu kadar güzelleştirir.» demiş olması bu mânâyı te'yîd eder. Bazıları: «Tegannînin mânâsı: Onunla müstağni olur; başka şey'e muhtâc kalmaz; demekdir.» mutâleasında bulunmuşlardır. İmâm Ahmed 'in rivâyeti bu tarzdadır. Diğer bâzılarına göre teğannî: Kur'ân okumakla geçmiş milletlere dâir haberlerden ve eski kitaplardan müstağni kalır; manasınadır. Bir takımları, tegannî'nin: Meşgul olmak; mânâsına geldiğini; diğerleri fakirliğin zıddı yani zenginlik; demek olduğunu söylemişlerdir. Bu mânâların içinde en ziyâde akla yatanı tegannîden, fayda mânâsı kasdedilmekdir. Yani bir kimseye Kur'ân fayda vermez, kur'ân'daki va'd ve tehdîdleri tasdik etmezse, o kimse bizden değildir» demektir. Tegannîyi bu şekilde te'vîl edenler Kur'ân-ı Kerîm'i lâhn ve tercî' ile okumayı mekruh sayarlar. Lâhn ve tercî'den murâd: sesi boğazda oynatarak nağme ile okumak, Kur'ân-ı Kerîm'i mûsikî kaaidelerine uydurmakdır. Hazret-i Enes (radıyallahü anh) ile Saîdü'bnü’l -Müseyyeb, Hasan-ı Basri, İbn Şîrîn, Saîdü'bnü Cübeyr, İbrahim Nehaî, Abdurrahmân b. Kâsım ve Abdurrahmân b. Esved dahi lâhn ve terci' ile Kur'ân okumayı kerîh görürlermiş. İmâm Mâlik 'in kavli de budur. Lâhn ve tegannî ile okumayı caiz görenler, Hazret-i Dâvûd (aleyhisselâm) 'ın okuyuşu ile istidlal ederler. İbn Abbâs (radıyallahü anh) 'dan rivâyet olunduğuna göre, Dâvûd (aleyhisselâm) Zebur'u yetmiş makaamla okur ve okuyuşu ile hastaları cûşu hurûş'a getirirmiş. Bunlar Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in Kur'ân okumasını tavsîf eden Abdullah b. Mugaffel hadîsi ile de istidlal ederler. Hazret-i Ömer (radıyallahü anh) ’in dahi lâhn'la Kur'ân okumayı caiz-gördüğü rivâyet olunur. Bazen Hazret-i Ebû Mûse'l-Eş'arî'ye: «Bize, Rabbimizi hatırlat!» der; o da lahn-u tegannî ile Kur'ân okurmuş. Hattâ bir defa: «Kim Kur'ân'ı Ebû Mûsâ gibi tegannî ile okuyabilirse, bunu hemen yapsın!» demişdir. Ukbetü'bnü Âmir (radıyallahü anh) Kur'ân'ı pek güzel bir sesle okurmuş. Hazret-i Ömer kendisine: «Filân sûreyi bana oku!» demiş; o okumuş; Ömer (radıyallahü anh) da ağlamış. Abdurrahmân b. Esved, ramazanda mescidleri dolaşarak güzel sesle Kur'ân okuyanları araştırırmış. Tahâvî'nin rivâyetine göre, İmâm A'zam ile arkadaşları lâhn ile okunan Kur'ân'ı dinlerlermiş. Muhammed b. Abdilhakem: «Babamla şâfiîyi ve Yûsuf b. Amr'ı lâhn ile okunan Kur'ân'ı dinlerlerken gördüm.» demişdir. Kirmanı: «Kur'ân'ı cehren okumakdan murâd, güzel sesle; yanık okumakdır. Lâhn, Kur'ân'ı kırâet olmakdan çıkarmamak şartıyla müstehabdır, fakat ifrata kaçarak bir harf ziyâde veya noksan etmek haramdır.» demişdir. Hadîsin İbn Eyyûb rivâyetindeki (izn) kırâetini Kâdî İyâz Kur'ân okumaya teşvik ve emir; diye tefsir etmişdir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Etiketler:İbadetNamaz
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbYolcu Namazı · Yolcu Namazı
Hadis No1850
Râvi sayısı
İlk râvi
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu

Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.

Araştırma

İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.

İsnad Silsilesi

Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.

İsnad zinciri verisi bulunmuyor.

Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler

Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.
AnaAraKitapRâviKonuOlayKabile