وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ زِيَادِ بْنِ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي عَتَّابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ .
Bu kayıttaki metin
Bize, İbn Ebî Ömer rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Süfyân, Ziyâd b. Sa'd'dan, o da İbn Ebî Attâb'dan, o da Ebû Seleme'den, o da Âişe 'den, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’den naklen yukanki hadisin mislini rivâyet etti. Bu hadîs, sabah namazının sünnetinden sonra bir parça uzanıp yatmanın sünnet olmadığına delâlet etmektedir. Çünkü uzanmak sünnet olsa Hazret-i Âişe uyanıkken dahi Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onu terk etmezdi. Hadîs-i şerif, sabah namazının sünnetinden sonra konuşmanın mubah olduğuna da delildir. Nevevî : «Bizim mezhebimiz ve keza İmâm Mâlik ile cumhûr-u ulemânın mezhepleri de budur. Kâdi Iyâz , Küfe ulemâsının İbn Mes'ûd (radıyallahü anh) ile diğer bâzı selefden naklen bu vaktin istiğfar zamanı olduğunu bildirerek konuşmayı kerih gördüklerini söyler. Fakat doğrusu konuşmanın mubah olmasıdır. Çünkü Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) konuşmuşdur. Vaktin istiğfar için müstehab olması, konuşmaya mâni değildir.» diyor.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com