وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ حَسَنِ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ سِمَاكٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي جَابِرُ بْنُ سَمُرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَمُتْ حَتَّى صَلَّى قَاعِدًا .
Türkçe Çeviri
Bize, Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize, Ubeydullah b. Mûsâ, Hasan b. Sâlih'den, o da Simâk'den, naklen rivâyet etti. Şöyle dedi: Bana, Câbir b. Semura haber verdi ki, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) oturarak namaz kılmadan vefat etmemiş. Bu hadîsler dahi nafile namazını oturarak kılmanın caiz olduğunu göstermektedirler. Hafsa hadîsini Tirmizî dahi rivâyet etmiş ve: «Bu hadîs hasen sahîhdir.» demişdir. Zahire bakılırsa Hazret-i Âişe hadîsi ile Hafsa (radıyallahü anh) hadîsi arasında münâfât var gibi görünürse de hakîkat-ta aralarında hiç bir münâfât ve muâraza yokdur. Çünkü Âişe (radıyallahü anha) 'nm: « Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) namazını oturarak kılıyordu.» demesinden, « Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) vefatından bir seneden fazla zaman önce namazını oturarak kılıyordu.» mânâsı çıkmaz. Zâten bir yardımcı fiil olan «Kâne» devam değil, Usûl-ü fıkıh ulemâsının bir kavline göre tekrar bile iktiza etmez. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in vefatından bir seneden fazla önceleri nafile namazını oturarak kıldığı kabul edilse bile iki hadîs arasında yine münâfât yokdur. Zîra Hafsa (radıyallahü anh) ancak görmediğini bildirmişdir. O, görmeden Resûl-ü Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimiz oturarak kılmış olabilir. Bu bâbda Ümmü Seleme (radıyallahü anha) 'dan da rivâyet vardır. Nesâî ile İbn Mâce 'nin tahrîc ettikleri bu rivâyette Ümmü Seleme (radıyallahü anha) : «Nefsim, Kabza-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) -farz namazlar müstesna- geri kalan namazların ekserisini oturarak kılmadan dünyâdan gitmedi.» demektedir. Yine bu bâbda Enes b. Mâlik ile Abdullah b. Şihhîr (radıyallahü anhûma) 'dan da rivâyetler vardır.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com