وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، وَمُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، عَنِ الضَّحَّاكِ بْنِ عُثْمَانَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنْ أَبِي مُرَّةَ، مَوْلَى أُمِّ هَانِئٍ عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، قَالَ أَوْصَانِي حَبِيبِي صلى الله عليه وسلم بِثَلاَثٍ لَنْ أَدَعَهُنَّ مَا عِشْتُ بِصِيَامِ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ مِنْ كُلِّ شَهْرٍ وَصَلاَةِ الضُّحَى وَبِأَنْ لاَ أَنَامَ حَتَّى أُوتِرَ .
Türkçe Çeviri
Bana, Hârûn b. Abdîllâh ile Muhammed b. Râfî'de rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize, İbn Ebi Füdeyk, Dahhâk b. Osman'dan, o da İbrahim b. Abdillâh b. Huneyn'den, o da Ümmü Hânî'nin âzâdlısı Ebû Mürra'dan, o da Ebû'd-Derdâ'dan nalken rivâyet etti. Ebû'd-Derdâ' söyle demiş: «Habîbını (sallallahü aleyhi ve sellem) , bana üç şey vasiyyet etti. Ben, bunları yaşadığım müddetçe asla terk edemem! Her aydan üç gün oruç tutmayı, kuşluk namazını ve bir de vitr namazını kılmadan uyumamamı. (vasiyet buyuidular.) » Ebû Hüreyre hadîsini Buhârî «Kitâbü't-Teheccüd» ile «Kitâbü's-Savm» da; Nesâî dahi «Namaz» bahsinde muhtelif râvîlerden tahric etmişlerdir. Halil: Yakın dost; demekdir. Vâkîa Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimiz: «Ben, halîl edinecek olsam, Ebû Bekir'i kendime halîl yapardım.» buyurmuşdur. Fakat Hazret-i Ebû Hüreyre'nin sözü, bu hadise muhalif değildir. Çünkü mümteni'olan şey, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in, ashabından birini hail; ittihâz etmesidir. Ashâbm, onu halil ittihâz etmesi, mümteni' değildir. Ebû'd-Derdâ' hadîsinde, halîl yerine habîb kelimesi kullanılmışdır. Bazıları, bu iki kelime arasında fark bulmuş; diğer Bazıları aralarında fark olmadığını söylemişlerdir. Hazret-i Ebû'd-Derdâ' hadîsinin tamâmiyle benzeri bir hadîsi Ebû Zerr (radıyallahü anh) da rivâyet etmişdir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in bu hadîslerde zikredilen üç şeyi vasiyyet etmesindeki hikmet şudur: Her ay üç gün oruç tutmak, nefsi oruca alıştırır. Kuşluk namazını kılmak da namaza alıştırır. Uyumadan vitir namazını kılmak ise vitr namazına bu şekilde devam etmek lâzım geldiğine işarettir. Bu hadîsde vitir namazının vâcib olduğuna, vaktinin uyku ve gaflet zamanı olduğuna dahi işaret vardır. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’m, bu vasiyyeti Ebû Hüreyre, Ebû'd-Derdâ, ve Ebû Zerr (radıyallahü anhûma) hazerâtına tahsis buyurarak başkalarına yapmaması, bunlar fakîr oldukları içindir. Oruç ile namaz, bedenî ibâdetlerin en şereflilerindendir. Anlaşılıyor ki, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onlara hâllerine en lâyık olan şeyi vasiyet etmişdir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com