وَحَدَّثَنَا حَامِدُ بْنُ عُمَرَ الْبَكْرَاوِيُّ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، حَدَّثَنَا عُمَارَةُ بْنُ غَزِيَّةَ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ سَعِيدِ بْنِ سُوَيْدٍ الأَنْصَارِيِّ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ، أَوْ عَنْ أَبِي أُسَيْدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ .
Bu kayıttaki metin
Bize, Hâmid b. Ömer El-Bekrâvî rivâyet etti. Dedi ki: Bize Bişr b. Mufaddâl rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Umâretü'bnü Gaziyye, Rabîatü'bnü Ebî Abdurrahman'dan, o da Abdülmelik b. Saîd b. Süveyd-i Ensârî’den, o da Ebû Humeyd (yahut Ebû Üseyd) 'den, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'den tu hadîsin mislini rivâyet etti. Hadîs-i şerif, câmi'e giren kimsenin, bu duayı okumasının müstehab olduğuna delildir. Bu bâbda gerek Ebû Dâvûd 'un «Sünen» inde gerekse sair hadîs kitaplarında birçok zikirler rivâyet olunmuşdur. Nevevî , bunları «Kitâbü'l - Ezkâr» adlı eserinin başında mufassal bir şekilde sıralamışdır. Bunların kısaltılmış şekli şöyledir: «Koğulan şeytandan Ulu Allah'a, Onun kerîm olan vechine ve Kadîm sultanına sığınırım. Allah'ın adı ile (buraya giriyorum) hamd Allah'a mahsûsdur. Yâ Rabbî! Muhammed'e Âl-i Muhammed'e Salât-ü selâm eyle! Yâ Rabbî! Günahlarımı, bana bağışla, ve bana rahmet kapılarını aç!» Mescidden çıkarken de bunları okur; yalnız «Beni affet!» yerine «Yâ Rabbî Ben, senden fadlını dilerim.» der. Bu suretle giriş ve çıkış duaları, sebeplerine münâsip olurlar.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com