حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، جَمِيعًا عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي هَاشِمٍ، عَنْ أَبِي مِجْلَزٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ عُبَادٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا ذَرٍّ، يُقْسِمُ لَنَزَلَتْ { هَذَانِ خَصْمَانِ} بِمِثْلِ حَدِيثِ هُشَيْمٍ .
Bu kayıttaki metin
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Veki' rivâyet etti. Bana Muhammed b. Müsennâ da rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Abdurrahman rivâyet etti. Her iki râvi Süfyan'dan, o da Ebû Hâşim'den, o da Ebû Miclez'den, o da Kays b. Ubad'dan naklen rivâyet etmişlerdir. Kays şöyle dedi: Ben Ebû Zer'i: «Bunlar iki hasımdır...» âyetinin indiğine yemin ederken işittim... Râvi Hüseyin'in hadîsi gibi nakletmiştir. Bu hadîsi Buhârî «Kitabu’l-Megazî» ile «Kitabu't-Tefsir»'de; Nesâî «Kitabu's-Siyer»'de tahric etmişlerdir. Âyet-i kerîmedeki iki hasımdan murad; iki fırkadır. Hadîs-i şerifte iki tarafın mûbarizleri sayılmıştır. Bunlar müslümanlar tarafından Hamza, Ali ve Ubeyde b. Haris; küffar tarafından Utbe , Şeybe ve Velîd'dir. Hazret-i Hamza, Şeybe'nin karşısına çıkarak onu tepelemiş, Hazret-i Ali de Velid’le mübareze ederek onun işini bitirmiştir. Yalnız, Hazret-i Ubeyde, Utbe ile mübareze ederken yaralanmış, harbden dönerken bu yaradan vefat etmiştir. Hazret-i Hamza ile Ali (radıyallahü anh) onun mübarizini de tepelemişlerdir. Darekutnî bu hadis hakkında söz etmişse de, Nevevî onun itirazını reddetmiş, hadîsde hiç bir za'f ve iztırab olmadığını bildirmiştir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com