⟲ Tekrar rivayetBu kayıt kendi metnini taşımıyor — kaynakta yalnız isnad zinciri ve “öncekinin aynısı” notu var. Asıl metin Müslim · Fitneler ve Kıyamet Alâmetleri · 7260 kaydında.
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ حَكِيمٍ، أَخْبَرَنِي عَامِرُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَقْبَلَ ذَاتَ يَوْمٍ مِنَ الْعَالِيَةِ حَتَّى إِذَا مَرَّ بِمَسْجِدِ بَنِي مُعَاوِيَةَ دَخَلَ فَرَكَعَ فِيهِ رَكْعَتَيْنِ وَصَلَّيْنَا مَعَهُ وَدَعَا رَبَّهُ طَوِيلاً ثُمَّ انْصَرَفَ إِلَيْنَا فَقَالَ صلى الله عليه وسلم " سَأَلْتُ رَبِّي ثَلاَثًا فَأَعْطَانِي ثِنْتَيْنِ وَمَنَعَنِي وَاحِدَةً سَأَلْتُ رَبِّي أَنْ لاَ يُهْلِكَ أُمَّتِي بِالسَّنَةِ فَأَعْطَانِيهَا وَسَأَلْتُهُ أَنْ لاَ يُهْلِكَ أُمَّتِي بِالْغَرَقِ فَأَعْطَانِيهَا وَسَأَلْتُهُ أَنْ لاَ يَجْعَلَ بَأْسَهُمْ بَيْنَهُمْ فَمَنَعَنِيهَا " .
Asıl metin · Müslim · Fitneler ve Kıyamet Alâmetleri · 7260
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Abdullah b. Nümeyr rivâyet etti. H. Bize İbn Nümeyr de rivâyet etti. Lâfız onundur. (Dedi ki) : Bize babain rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Osman b. Hakim rivâyet etti. (Dedi ki) : Bana Âmir b. Sa'd babasından naklen lıater verdi ki: (Şöyle dedi) : Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir gün yayladan geldi. Benî Mua-viye'nin mescidine uğradığı vakit, İçeri girerek, orada iki rek'at namaz kıldı. Onunla birlikte biz de kıldık ve Rabbine uzun uzun dua etti. Sonra bize döndü de Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: «Rabbınıden üç şey istedim. Bana ikisini verdi. Birini vermedi. Rabbimden ümmetimi açlıkla helâk etmemesini istedim, onu bana verdi. Ondan ümmetimi suda boğmakla belâk etmemesini diledim, bunu da verdi. Felâketlerini kendi aralarında vermemesini diledim. Bunu bana vermedi.»
Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Fitneler ve Kıyamet Alâmetleri (no. 7261)
وَحَدَّثَنَاهُ ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ حَكِيمٍ الأَنْصَارِيُّ، أَخْبَرَنِي عَامِرُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ أَقْبَلَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي طَائِفَةٍ مِنْ أَصْحَابِهِ فَمَرَّ بِمَسْجِدِ بَنِي مُعَاوِيَةَ . بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ نُمَيْرٍ .
Bu kayıttaki metin
Bize bu hadîsi İbn Ebi Ömer de rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Mervân b. Muâviye rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Osman b. Hakim El-Ensârî rivâyet etti. (Dedi ki) : Bana Âmir b. Sa'd, babasından naklen haber verdi ki, babası Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'le birlikte ashabından bir taife içinde gelmiş. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Benî Muâviye'nin mescidine uğramış... Râvi İbn Nümeyr'in hadîsi gibi rivâyette bulunmuştur. Kırmızı ve beyaz definelerden murad; Acem şahı Kisra ile Roma imparatoru Kayser'in altın ve gümüş hazineleridir. Bu hadîsler Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in mucizelerindendir. Ümmetinin ekseriyetle doğuya ve batıya uzanacağına işaret buyurmuş. Öyle de olmuş. Müslümanlar doğu ile batı arasında bir Okyanusdan diğerine kadar hüküm ve saltanat tesis etmişlerdir. Doğu ile batıya nisbetle şimale ve cenuba o kadar fazla ilerlememişlerdir. Beydâ, asıl ve cemaat demektir. Kuvvet ve mülk mânâsına da kullanılır. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in duası bereketiyle Teâlâ Hazretleri onun ümmetine umûmî kıtlık vermemiştir. Bazı yerlerde zaman zaman kıtlık olmuşsa da umûmî İslâm beldelerine nisbetle bunun ehemmiyeti yoktur. Müslümanlar hic bir devirde sel, su baskını deniz faciası gibi umûmî su felâketlerine de uğramamışlardır. Yalnız Teâlâ Hazretleri Resûl-i Ekreminin üçüncü dileğini kabul etmediği için İslâm âlemi asırlar boyunca kendi aralarından zuhur eden büyük bir felâketle penceleşegelmişlerdir. Bu felâket tefrikadır. Teâlâ Hazretleri Müslümanlara «Tefrikaya düşmeyin...» buyurduğu halde, müslümanlar bu emrin tam tersine hareket etmiş, bu suretle parçalana parçalana bugünkü hâle gelmişlerdir. Bu tefrika devam etmektedir. Bilâkis gün geçtikce biraz daha artmakta ve yeni yeni tefrika filizleri çıkmaktadır. Bundan dolayıdır ki, bir grup değil bir memleket halkı, beraberce sofraya oturan bir ev halkı dahi bir fikir etrafında birleşemez hâle gelmiştir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbFitneler ve Kıyamet Alâmetleri · Fitneler ve Kıyamet Alâmetleri
Hadis No7261
Râvi sayısı—
İlk râvi—
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu
Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.
Araştırma
İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.İsnad Silsilesi
Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.
İsnad zinciri verisi bulunmuyor.
Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler
Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.