حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَمْرٍو الأَشْعَثِيُّ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا وَقَالَ، سَعِيدٌ أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ أَعْدَدْتُ لِعِبَادِيَ الصَّالِحِينَ مَا لاَ عَيْنٌ رَأَتْ وَلاَ أُذُنٌ سَمِعَتْ وَلاَ خَطَرَ عَلَى قَلْبِ بَشَرٍ " . مِصْدَاقُ ذَلِكَ فِي كِتَابِ اللَّهِ { فَلاَ تَعْلَمُ نَفْسٌ مَا أُخْفِيَ لَهُمْ مِنْ قُرَّةِ أَعْيُنٍ جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ}
Türkçe Çeviri
Bize Saîd b. Amr El-Eş'asî ile Züheyr b. Harb rivâyet et-tiler. (Züheyr: Haddesena; Said İse: Ahberana tâbirlerini kullandılar. (Dediler ki) : Bize Süfyân, Ebû'z-Zinad'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Ilürey-re'den, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'den naklen haber verdi. (Şöyle buyurmuşlar) : «Allah (azze ve celle) : Ben sâlih kullarıma hiç bir gözün görmediği, kulağın işitmediği ve insan kalbinden geçmeyen şeyler hazırladım, buyurdu.» Allah'ın kitabında bunun şahidi: "Hiç bir nefis onların yaptıklarına karşılık, kendilerine saklanan ferahfeza şeyleri bilemez." âyet-i kerîmesidir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com