وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ الْمَكِّيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، - هُوَ ابْنُ عُيَيْنَةَ - عَنْ عُمَرَ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَشْعَثَ بْنِ أَبِي الشَّعْثَاءِ الْمُحَارِبِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، وَرَأَى، رَجُلاً يَجْتَازُ الْمَسْجِدَ خَارِجًا بَعْدَ الأَذَانِ فَقَالَ أَمَّا هَذَا فَقَدْ عَصَى أَبَا الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم .
Türkçe Çeviri
Bize İbn Ebî Ömer El-Mekkî de rivâyet etti. (Dedi ki) . Bize Süfyân (yani İbn Uyeyne) ' Ömer b. Saîd'den, o da Eş'as b. EM-ş-Şa'sâ El - Muhâribî'den, o da babasından naklen rivâyet etti. Babâsj Şöyle dedi: Ebû Hüreyre'den dinledim: Ezandan sonra mescidden çıkıp giden tir adam gördü de arkasından: "Şu adam yok mu! muhakkak Ebû'l - Kâsım (sallallahü aleyhi ve sellem)' e isyan etti." dedi. Ebû'l - Kâsım, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in künyesidir Bunu evvelce de görmüştük. Buradaki rivâyetlerin ikisi de Hazret-i Ebû Hüreyre'nin kendi sözü olduğu hâlde İmâm Müslim 'in onları hadîs olarak kitabına alması manen müsned ve muttasıl, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’e merfû' olduklarındandır. Çünkü Hazret-i Ebû Hüreyre'nin dîn Bâbında kendinden bir hüküm teşriine hakkı yokdur. Binaenaleyh hadîsi Resûllüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'den işittiğine, yalnız lâf zan değil de manen rivâyet ettiğine hamlolunur. Hadîs-i şerif hiç bir özür bulunmadığı hâlde ezan okunurken mescidden çıkıp gitmenin mekruh olduğuna delildir, Übbî diyor ki: «İsyan haram olan filin hâssalarındandır. Hâlbuki mescidde bulunan bir kimseye ezan okunmakla namaz farz olmaz. Namaz ancak ikaamet getirilirken farz olur. Ama bazen ezan kelimesi ile ikaamet kasdedilir. Yahut o devirlerde ikaamet hemen ezanın peşinden getirildiği için ezan lâfzı ile onu da murâd etmişdir.»
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com