حَدَّثَنَا هَدَّابُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، بْنُ إِبْرَاهِيمَ أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، كُلُّهُمْ عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ، فُضَيْلُ بْنُ حُسَيْنٍ - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا التَّيْمِيُّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " قُمْتُ عَلَى بَابِ الْجَنَّةِ فَإِذَا عَامَّةُ مَنْ دَخَلَهَا الْمَسَاكِينُ وَإِذَا أَصْحَابُ الْجَدِّ مَحْبُوسُونَ إِلاَّ أَصْحَابَ النَّارِ فَقَدْ أُمِرَ بِهِمْ إِلَى النَّارِ وَقُمْتُ عَلَى بَابِ النَّارِ فَإِذَا عَامَّةُ مَنْ دَخَلَهَا النِّسَاءُ " .
Türkçe Çeviri
Bize Heddâb b. Hâlid rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Hammad b. Seleme rivâyet etti. H. Bana Züheyr b. Harb da rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Muâz b. Muâz El-Anberî rivâyet etti. H. Bana Muhammed b. Abdi’l-A'lâ dahi rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Mu'temir rivâyet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim de rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Cerir haber verdi. Bunların hepsi Süleyman Et-Teymî'den rivâyet etmişlerdir. H. Bize Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyn de rivâyet etti. Lâfız onundur. (Dedi ki) : Bize Yezîd b. Zürey rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Teymî, Ebû Osman'dan, o da Üsâme b. Zeyd'den naklen rivâyet etti. (Dedi ki) : Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdular: «Cennetin kapısında durdum. Bir de gördüm ki, ona girenler hep fakirlerdir. Mevki sahipleri mahpusdurlar. Yalnız cehennemlikler müstesna! Onlar cehenneme (götürülmeye) emrolunmuşlardir. Bir de cehennemin kapısında durdum. Gördüm ki: Umumiyetle oraya girenler kadınlardır!»
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com