حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَأَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ قَالُوا حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ جَالِسًا وَفِي يَدِهِ عُودٌ يَنْكُتُ بِهِ فَرَفَعَ رَأْسَهُ فَقَالَ " مَا مِنْكُمْ مِنْ نَفْسٍ إِلاَّ وَقَدْ عُلِمَ مَنْزِلُهَا مِنَ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ " . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ فَلِمَ نَعْمَلُ أَفَلاَ نَتَّكِلُ قَالَ " لاَ . اعْمَلُوا فَكُلٌّ مُيَسَّرٌ لِمَا خُلِقَ لَهُ " . ثُمَّ قَرَأَ { فَأَمَّا مَنْ أَعْطَى وَاتَّقَى * وَصَدَّقَ بِالْحُسْنَى} إِلَى قَوْلِهِ { فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرَى}
Asıl metin · Müslim · Kader · 6733
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb ve Ebû Saîd fil-Eşec rivâyet ettiler. (Dediler ki) : Bize Vekî' rivâyet etti. H. Bize İbn Nümeyr de rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize babam rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize A'meş rivâyet etti. H. Bize Ebû Küreyb dahi rivâyet etti. Lâfız onundur. (Dedi ki) : Bize Ebû Muâviye rivâyet etti, (Dedi ki) : Bize A'meş, Sa'd b. Ubeyde'den, o da Ebû Abdirrahman Es-Sülemî'den, o da Ali'den naklen rivâyet etti. (Şöyle dedi) : Bir gün Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) oturuyordu. Elinde bir sopa olup, onunla yeri çiziyordu. Derken başım kaldırarak şöyle buyurdu: «Sizden hiç bir kimse yoktur ki! Cennetten veya cehennemden yerî malûm olmasınl» Ashab: — Ya Resûlallah ! O halde niçin çalışıyoruz? Tevekkül etmeyelim mi? dediler. «Hayır! Çalışın, zira herkese ne maksatla yaratıldıysa, onun İçin imkân verilmiştir.» buyurdu. Sonra «Her kim atıyye verir, korunur ve hüsnayı tasdik ederse...» âyetlerim; «Bİz ona güçlüğü müyesser kılarız...» kavline kadar okudu.