Ana sayfa/Kitaplar/Müslim · Birr, Sıla ve Âdâb · 6629← ÖncekiSonraki →
⟲ Tekrar rivayetBu kayıt kendi metnini taşımıyor — kaynakta yalnız isnad zinciri ve “öncekinin aynısı” notu var. Asıl metin Müslim · Birr, Sıla ve Âdâb · 6628 kaydında.
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى الْعَنَزِيُّ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ بَشَّارٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا أُمَيَّةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ الْقَصَّابِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كُنْتُ أَلْعَبُ مَعَ الصِّبْيَانِ فَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَتَوَارَيْتُ خَلْفَ بَابٍ - قَالَ - فَجَاءَ فَحَطَأَنِي حَطْأَةً وَقَالَ ‏"‏ اذْهَبْ وَادْعُ لِي مُعَاوِيَةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَجِئْتُ فَقُلْتُ هُوَ يَأْكُلُ - قَالَ - ثُمَّ قَالَ لِيَ ‏"‏ اذْهَبْ وَادْعُ لِي مُعَاوِيَةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَجِئْتُ فَقُلْتُ هُوَ يَأْكُلُ فَقَالَ ‏"‏ لاَ أَشْبَعَ اللَّهُ بَطْنَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى قُلْتُ لأُمَيَّةَ مَا حَطَأَنِي قَالَ قَفَدَنِي قَفْدَةً ‏.‏
Asıl metin · Müslim · Birr, Sıla ve Âdâb · 6628
Bize Muhammed b. Müsennâ El-Anezî rivâyet etti. H. Bize İbn Beşşâr da rivâyet etti. Lâfız İbn Müsennâ'nındır. (Dediler ki) : Bize Ümeyye b. Hâlid rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Şu'be, Ebû Hamzate'l-Gassâb'dan, o da İbn Abbâs'dan naklen rivâyet etti. Şöyle dedi: Çocuklarla beraber oynuyordum. Derken Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) geldi. Ben hemen bir kapının arkasına gizlendim, lerek avucuyla omuzlarımın arasına bir dokundu. Ve: «Git bana Muâviye'yi çağır!» dedi. Ben derhal (gittim) Fakat o geldim. Ve: — O yemek yiyor! dedim. Sonra bana tekrar: «Git bana Muâviye'yi çağır!» dedi. Hemen (gittim) geldim. Ve: — O yemek yiyor! dedim. Bunun üzerine: «Allah onun karnını doyurmasın!» buyurdular. İbn Müsennâ dedi ki: Ümeyye'ye Hataenî ne demektir? diye sordum. Elinin içiyle bana bir vurdu, demektir cevâbını verdi.
Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Birr, Sıla ve Âdâb (no. 6629)
حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا النَّضْرُ بْنُ شُمَيْلٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَخْبَرَنَا أَبُو حَمْزَةَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، يَقُولُ كُنْتُ أَلْعَبُ مَعَ الصِّبْيَانِ فَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاخْتَبَأْتُ مِنْهُ ‏.‏ فَذَكَرَ بِمِثْلِهِ ‏.‏
Bu kayıttaki metin
Bana İshâk b. Mansûr rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Nadr b. Şümeyl haber verdi. (Dedi ki) : Bize Şu'be rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Ebû Hamze haber verdi. (Dedi ki) : İbn Abbâs'ı şunu söylerken işittim: Çocuklarla beraber oynuyordum. Derken Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) geldi. Ben hemen ondan gizlendim... Ve râvi yukarki hadîs gibi rivâyette bulunmuştur. Bu rivâyetlerden Ebû Füreyre hadîsini Buhârî “Kitâbu'd-Deava'da tahrie etmiştir. Bu rivâyetler Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in ümmetine gösterdiği dikkat ve şefkati beyân etmektedirler. Rivâyetlerin umumundan anlaşılıyor ki, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in bedduası lanet ve sitemi bunları haketmeyen bir kimseye yapılmışsa, o kimse için rahmet, keffâret ve zekât olur. Yoksa hak edenler için böyle bir şey mevzu bahis olamaz. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) kâfirlerle münafıklara beddua etmiş, fakat bu onlara rahmet olmamıştır. Burada şu sual hatıra gelebilir. Bedduayı hak etmeyen kimseye Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) nasıl beddua eder? Bu suale ulemâ iki vecihle cevab vermişlerdir. Birinci veçhe göre bedduayı hak etmemekten murad kulun batında yani Allah ındinde onu haketmemiş olmasıdır. Zahire göre o kul bedduayı hak etmiştir. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şer'î bir emareye göre onun bedduayı hak ettiğine hüküm vermiştir. Çünkü o zahirle hüküm vermeye memurdur. Sırları bilen yalnız Allah'dır. İkinci veçhe göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in beddua etmesi, sitemde bulunması ve emsali şeyler kasten söylenmiş olmayıp, Arabların âdetine göre niyetsiz olarak dile gelen sözlerdir. Hazret-i Muâviye hakkında: «Allah onun karnını doyurmasın!» Yetim kıza: «Allah senin yaşını büyütmesin!» demesi hep bu kabildendir. Bunlardan duanın hakikati kastedilnıemiştir. Maamafih Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bu sözlerden birinin icabet saatına rastlayarak kabul edileceğinden endişe duymuş ve Teâla Hazretlerine niyaz ederek bu sözlerin muhatabları hakkında rahmet, keffâret ve sevab olmasını dilemiştir. Şu da muhakkatır ki, Rsûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu gibi sözleri pek nadir söylemiştir. Kendisi kötü söz söylemez, kimseye lanet etmez, şahsı için kimseden intikam almazdı. Nitekim ashab Devs kabilesine beddua «etmesini istedikleri halde, o: «Yâ Rab! Devs'e hidâyet ver!» diye dua etmiş. Kavmi kendisine nice eza ve cefalarda bulundukları halde: «Allahım! Kavmimi af buyur. Çünkü onlar bilmiyorlar!» diye niyazda bulunmuştu. Karn: ömür hakkında sinnin müteradifidir. Bunların ikisi de yaş mânâsına gelirler. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in Hazret-iİbn Abbâs’in omuzları arasına dokunması ona mülâtefe ve şaka içindir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbBirr, Sıla ve Âdâb · Birr, Sıla ve Âdâb
Hadis No6629
Râvi sayısı
İlk râvi
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu

Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.

Araştırma

İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.

İsnad Silsilesi

Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.

İsnad zinciri verisi bulunmuyor.

Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler

Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.
AnaAraKitapRâviKonuOlayKabile