حَدَّثَنَا عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا كَثِيرُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ بُرْقَانَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ، الأَصَمِّ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأَمْوَالِكُمْ وَلَكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأَعْمَالِكُمْ " .
Türkçe Çeviri
Bize Amru'n-Nâkıd rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Kesîr b. Hişâm rivâyet etti, (Dedi ki) : Bize Ca'fer b. Burkan, Yezîd b. Esam'dan, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivâyet etti. (Şöyle dedi) : Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : «Şüphesiz ki, Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz; lâkin kalblerinize ve amellerinize bakar.» buyurdular. Müslümanın müslümanla kardeş olduğunu evvelce izah etmiştik, Hazl: Yardımsız bırakmak, rezil etmek mânâlarına gelir. Burada maksad dinde olduğu halde, bir müslüman din kardeşini zâlime karşı müdafaadan ve ona yardımdan geri kalmaz, demektir. «Takva şuradadır...» sözünden murad: Zahirî amellerle takva hâsıl olmaz. Takva ancak kalbde yer eden Allah'ın azameti Allah korkusu ve murakabesi ile olur, demektir. Allah'ın bakması müzacat ve muhasebesinden kinayedir. Bu muhasebe zahire bakarak değil, kalbdeki inanca göredir. Nevevî : «Allah'ın bakması her şeyi ihatalı bir şekilde görmesidir.» diyor. Ulemâdan Bazıları bu hadîsle istidlal ederek: «Akıl başta değil, kalbdedir.» demişlerdir. Bu mes'ele: «Dikkat edin ki, cesedde bir parça et vardır...» hadîsinde izah edilmişti. Hadîs-i şerif bir müslümanın din kardeşini tahkir, rezil rüsvay etmesinin ve müslümanın müslümana canının, ırzının, malının haram olduğuna delildir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com