وَحَدَّثَنِي الْقَاسِمُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، - هُوَ ابْنُ مُوسَى - عَنْ شَيْبَانَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مَالِكِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، قَالَ أَتَيْتُ أَبَا مُوسَى فَوَجَدْتُ عَبْدَ اللَّهِ وَأَبَا مُوسَى ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُبَيْدَةَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، قَالَ كُنْتُ جَالِسًا مَعَ حُذَيْفَةَ وَأَبِي مُوسَى وَسَاقَ الْحَدِيثَ وَحَدِيثُ قُطْبَةَ أَتَمُّ وَأَكْثَرُ .
Türkçe Çeviri
Bana Kaâsım b. Zekeriyya da rivâlyet etti. (Dedi ki) : Bize Ubeydullah (bu zât İbn Mûsa'dır) Şeyban'dan o da A'meş'den, o da Mâlik b. Hâris'den, o da Ebû'l-Ahvas'dan naklen rivâyet etti. (Şöyle dedi) : Ebû Mûsa'ya geldim de Abdullah ile Ebû Mûsa'yı buldum. H. Bize Ebû Küreyb de rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Muhammed b. Ebî Ubeyde rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize babam A'meş'den, o da Zeyd b. Vehb'den naklen rivâyet etti. Zeyd Şöyle dedi: Ebû Huzeyfe ve Ebû Mûsa ile birlikte oturuyordum. Ve râvi hadîsi nakletmiştir. Ama Kutbe'nin hadîsi daha tamam ve daha çoktur. Bu hadîsdeki muhavereden murad Hazret-i Abdullah b. Mes'ud'un misli gelmeyen bir zat olduğunu anlatmaktır. Hazret-i Ebû Mes'ud: «Ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in kendinden sonra Allah'ın indirdiği Kur'ân'ı, İbn Mes'ud'dan daha iyi bilen bir kimse bıraktığını bilmiyorum.» demiş. Ebû Mûsa (radıyallahü anh) da onu tasdik sadedinde: «Hakikaten öyle! Biz bulunmadığımız vakit o Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in yanında bulunur; bize Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in yanına girmeye müsaade edilmediği vakit ona müsaade olunurdu. Onun böyle hususiyetleri ve meziyetleri vardır.» demek istemiştir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com