حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ الْحَفَرِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ .
Bu kayıttaki metin
Bize İshâk b. İbrahim rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Ebû Dâvud El-Haferî haber verdi. (Dedi ki) : Bize Süfyân, Ebu İshâk'dan bu isnadla bu hadîsin benzerini rivâyet etti. Bu hadîsi Buhârî «Fadâili Ashab», «Haberi Vâhid» ve «Meğazi» bahislerinde Tirmizî ile Nesâî «Menâkib»'de; İbnü Mâce «Kitâbu's-Sünne»'de muhtelif râvilerden tahric etmişlerdir. Necran: Yemen'de bir yerdir. Necranlılar'dan murad Âkıb Seyyid, Ebû'l-Haris b. Alkame, kardeşi Kurs, Evs, Zeyd b. Kays, Şeybe, Huveylid, Amr ve Ubeydullah namlarındaki zevattır. İbn Sa'd’ın beyânına göre bunlar Hicretin dokuzuncu senesinde on dört kişilik bir hey'et olarak gelmişlerdir. Hepsi eşrafdan imişler. O zaman henüz hıristiyan bulunuyorlarmış. Çok geçmeden içlerinden Seyyid ile Âkıb Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e gelerek müslüman olmuşlardır. Bu zevat Mescidi Nebevî'ye zinetler ve güzel elbiseler içinde girmişler, ikindi olmuş kalkarak şarka doğru ibâdete başlamışlar. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ashabına bunlara bir şey dememelerini tembih buyurmuş. Onunla Ebû'l-Hâris, Seyyid ve Âkıb konuşmuşlar ve kendilerine emin bir zatın gönderilmesini istemişler. O da Ebû Ubeyde b. Cerrah'ı göndermiş. Ashâb-ı kirâmın ileriye atılmaları, her biri va'd edilen eminin kendisi olmasını dilediği içindir. Yoksa Vali olmakta gözleri olduğu için değildir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com