حَدَّثَنَا حَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ قَالاَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي، مَرْيَمَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرِ بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، أَخْبَرَنِي شَرِيكُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي نَمِرٍ، عَنْ سَعِيدِ، بْنِ الْمُسَيَّبِ عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا إِلَى حَائِطٍ بِالْمَدِينَةِ لِحَاجَتِهِ فَخَرَجْتُ فِي إِثْرِهِ . وَاقْتَصَّ الْحَدِيثَ بِمَعْنَى حَدِيثِ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ وَذَكَرَ فِي الْحَدِيثِ قَالَ ابْنُ الْمُسَيَّبِ . فَتَأَوَّلْتُ ذَلِكَ قُبُورَهُمُ اجْتَمَعَتْ هَا هُنَا وَانْفَرَدَ عُثْمَانُ .
Türkçe Çeviri
Bize Hasen b. Ali El-Hulvâni ile Ebü Bekr b. İshâk rivâyet ettiler. (Dediler ki) : Bize Saîd b. Ebî Meryem rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Muhammed b. Ca'fer b. Ebî Kesir rivâyet etti. (Dedi ki) : Bana şerik b. Abdillah b. Ebî Nemr, Saîd b. Müseyyeo'den, o da Ebû Mûsa’l-Eş'arî'den naklen haber verdi. Ebû Mûsa şöyle dedi: Bir gün Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir haceti için Medine'de bir bahçeye çıktı. Ben de izinden çıktım... Râvi hadîsi Süleyman b. Bilâl'in hadîsi mânâsında hikâye etmiştir. Bu hadîsde şunu da anmıştır: «İbn Müseyyeb dedi ki: Ben bunu onların kabirlerine yordum.-Üçü şurada toplanacaklar. Osman ayrılacak.» Bu hadîsi Buhârî «Fedâilü Ashabi-n-Nebi» ve «Fiten» bahislerinde tahric etmiştir. Hâit: Bahçe demektir. Mal: Esas itibariyle altın ve gümüş gibi milk edinilen şeylerdir. Sonra kıymeti olan her maddeye mal denilmiştir. Arablarca mal denilince ekseriyetle deve kasdedilir. Burada maldan murad bahçelerdir. Bi'rî Erîz: Yerinde de görüldüğü vecihle Medine'de Kûba'ya yakın bir su kuyusudur. Hazret-i Osman'ın parmağından Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in yüzüğü bu kuyuya düşmüştü. Kırf: Kuyunun etrafına taştan veya ağaçtan çevrilen çemberdir. Aslında yüksek yer demektir. Hazret-i Ebû Bekr'le Ömer’in bu kuyuya ayaklarını sarkıtmaları Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e uymak ve onun rahatını bozmamak içindir. Çünkü onun gibi oturmasalar, ihtimal onlardan utanır. Ve ayaklarını kuyudan çıkarırdı. Hazret-i Saîd b. Müseyyeb'in: «Ben bunu kabirlerine yordum» sözü doğru bir firasetdir. Yani üçünün bir arada oturmasını, Öldükten sonra üçünün bir yere defnedileceklerine, Hazret-i O sman'in karşılarına oturmasının da vefatından sonra onlardan ayrı, fakat karşılarına gelen bir yere defnedileceğine yormuştur ki, bunda tamamıyle haklı olduğunu vukuat göstermiştir. Bugün Hazret-i Ebû Bekr'le Ömer Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in iki tarafında Mescid-i Nebevî'de Hazret-i Osman ise onların karşılarına düşen «El-Bâki'» kabristanında medfun-durlar.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com