وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، وَحَرْمَلَةُ، قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ، شِهَابٍ عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَقُلْ أَحَدُكُمْ خَبُثَتْ نَفْسِي . وَلْيَقُلْ لَقِسَتْ نَفْسِي " .
Türkçe Çeviri
Bana Ebû't-Tâhir ile Harmele rivâyet ettiler. (Dediler ki) : Bize İbn Vehb haber verdi. (Dedi ki) : Bana Yûnus, İbn Şihab'dan, o da Ebû Ümâme b. Sehl b. Huneyf'den, o da babasından naklen haber verdi ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : Biriniz: Nefsim pis oldu, demesin! Nefsim kötüleşti, desin buyurmuşlar. Bu hadîsi Buhârî «Kitâbü’l-Edeb»'de; Nesâî «Elyevm vel-leyle»'de tahrîc etmişlerdir. Lügat ulemâsına göre «habuset» ile «Iâgiset» kelimeleri arasında mânâca fark yoktur. Her ikisi de pis ve çirkin oldu mânâsına gelir. Lâkin hubus lâfzı çirkin görüldüğü için kullanılmaması tavsiye buyurulmuştur. Çünkü Arablar lâfızda edebe riâyet ederler, çirkin söz kullanmazlardı. İbn'l-Arabî'ye göre «lâgıset»'in mânâsı daraldı, demektir. Gerçi Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) sabah namazına kalkamayan için: «Habis nefisi» tenbel» demişse de bu söz müphem bir şahıs için verilen bir haber mâhiyetinde olduğundan söylenmesi mahzurlu değildir. Râgıb: «Habis kelimesi îtikadda bâtıl, sözde yalan, fiilde çirkin mânâlarına kullanılır.» demiştir. İbn Battal da buradaki nehyin vucub için değil, edeb ve nezâket Bâbında olduğunu söylemiştir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com