Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Namaz (Salât) (no. 960)
حَدَّثَنِي أَبُو غَسَّانَ الْمِسْمَعِيُّ، حَدَّثَنَا مُعَاذٌ، - يَعْنِي ابْنَ هِشَامٍ - حَدَّثَنِي أَبِي ح، وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ سَعِيدٍ، كِلاَهُمَا عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَتِمُّوا الرُّكُوعَ وَالسُّجُودَ فَوَاللَّهِ إِنِّي لأَرَاكُمْ مِنْ بَعْدِ ظَهْرِي إِذَا مَا رَكَعْتُمْ وَإِذَا مَا سَجَدْتُمْ " . وَفِي حَدِيثِ سَعِيدٍ " إِذَا رَكَعْتُمْ وَإِذَا سَجَدْتُمْ " .
Türkçe Çeviri
Bana Ebû Gassân el-Mismaî rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Muâz (yani İbn Hişâm) rivâyet etti. (Dedi ki) : Bana babam rivâyet etti. H. Bize Muhammed b. el-Müsennâ da rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize İbn Ebî Adiy, Saîd'den naklen rivâyet etti. Bunların ikisi de Katâde'den, o da Enes'den naklen rivâyet etmişler ki: Nebiyyullah (sallallahü aleyhi ve sellem) : «Rükû' ve sücûdu tamamlayın! Vallahi rükû' ve secde ettiğiniz zaman ben sizi arkamdan pekâlâ görüyorum.» buyurmuşlar. Saîd'in rivâyetinde: (Mâ) kelimesi zikredilmeks denilmiştir. Bu hadîsi Buhârî «Kitâbü's-Salât» ve «Kitâbü’l-Ezân» da muhtelif râvilerden tahrîc etmiştir. «Siz benim kıblemi bu tarafa doğrumu görüyorsunuz?» cümlesinden murâd, siz benim Önümün bu tarafa olduğuna bakarak yalnız bu taraf-daki şeyleri gördüğümü mü zannediyorsunuz? Vallahi görmem yalnız ö-nüme gelen şeylere mahsûs değil, arkamdakilere de şâmildir, demektir. Ulemâ, buradaki görmenin mânâsı ile keyfiyeti hususunda ihtilâf etmişlerdir. Bazıları: «Görmekden murâd, ya Vahiy tarikiyle cemâatin nasıl namaz kıldıklarının bildirilmesi, yahut ta bunu ilham yoluyla anlamasıdır.» demişlerse de Aynî bu sözün hiç bir kıymeti olmadığını söylüyor ve: «Çünkü bu iş ilim yoluyla olsaydı, arkamdan görüyorum diye takyîd buyurmanın bir faydası kalmazdı.» diyor. Bir takımları: «Bundan murâd: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in sağındaki ve solundaki cemâatin nasıl kıldıklarını göz ucuyla görmesidir.» demişlerdir. Bu söz dahi muteber değildir. Cumhûr -u ulemâya göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) hakikî bir idrak ile arkasında olanları görürdü. Bu ona mahsûs hârikalardandır. Onun içindir ki Buh âr'î bu hadîsi « Peygamber liğin Alâmetleri» bahsinde tahrîc etmiştir. Bu hususda söylenen sözlerin doğrusu da budur. Eş'arîlere göre görmek için yüz yüze gelmek şart değildir. Çin'deki bir âmânın Endülüs'ü görmesi caizdir. Hadîsi gerîf onların bu kavline delildir. Aynî diyor ki: «Ehl-i sünnete göre hak olan budur. Görmek için aklen husus! bir uzuv şart olmadığı gibi, mukabele yani yüz yüze gelmek ve yakınlık gibi şeyler de şart değildir. Bundan dolayıdır ki ehl-i sünnet Allahü teâlâ'-nm âhirette görülebileceğine hükmetmişlerdir.» Mu'tezile taifesi Allahü teâlâ’nın mutlak surette görülemiyeceğini iddia etmiş; dalâlet fırkalarından Müşebbihe ile Kerrâmîye ise Allah'ın bir cihet ve mekânda bulunduğunu itikat ettikleri için, gören kimsenin karşısında bir mekânda bulunmak şartıyla görülebileceğine kail olmuş; ci-hetsiz ve mekansız görmenin imkânsız olduğunu iddia etmişlerdir. Ehl-i Sünnet ulemâsı bunlara lâzım gelen cevâbı vermiş; Allah'ı görmenin hem aklen, hem de naklen caiz olduğunu delilleriyle isbat etmişlerdir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in arkasındaki eşyayı nasıl gördüğü meselesine gelince; Ulemâdan bazılarına göre arkasında gözü vardır ve onunla arkasında bulunan eşyayı dâima görürdü. Bir takımları Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in omuzları arasında iğne deliği büyüklüğünde iki gözü bulunduğunu söylerler. Onlara göre elbise ve şâire gibi şeyler bu gözlerin görmesine mânı olamazdı. Bazıları: «Eşyanın suretleri Peygamber ' (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in önündeki duvara resmolunur. Peyganiber efendimiz aynaya bakar gibi onları duvardan görürdü» demişlerdir. Hâsılı Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in arkasındaki eşyayı görmesi ona hâs bir mucizedir. Nevevî diyor ki: «Ulemâya göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in arkasındaki eşyayı görmesi Allahü teâlâ'nın onun kafasında halk ettiği bir idrak iledir. Bu idrak ile Resûl-i Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem) arkasındaki şeyleri görür. Ona bundan daha ziyâde nice harikulade hususiyetler verilmiştir. Buna ne akıl manîdir, ne de şeriat. Bilâkis şerîat vukuunu haber vermektedir. Binâenaleyh kabul etmek îcabeder. Kâdî Iyâz , İmâm Ahmed b. Hanbel ile cumhûr u ulemânın: « Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in arkasındaki eşyayı görmesi hakikaten gözle görmek suretiyle olmuştur, dediklerini nakleder.» Kâdî Iyâz 'ın beyânına göre ulemâdan Bazıları Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) efendimizin: «Ben sîzi arkamdan pekâlâ görürüm» sözünü vefatımdan sonra görürüm mânâsına hamletmişlerse de bunun siyakı hadisle hiç bir alâkası yoktur.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbNamaz (Salât) · Namaz (Salât)
Hadis No960
Râvi sayısı—
İlk râvi—
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu
Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.
Araştırma
İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.İsnad Silsilesi
Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.
İsnad zinciri verisi bulunmuyor.
Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler
Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.