⟲ Tekrar rivayetBu kayıt kendi metnini taşımıyor — kaynakta yalnız isnad zinciri ve “öncekinin aynısı” notu var. Asıl metin Müslim · Namaz (Salât) · 908 kaydında.
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي لَيْلَى، قَالَ لَقِيَنِي كَعْبُ بْنُ عُجْرَةَ فَقَالَ أَلاَ أُهْدِي لَكَ هَدِيَّةً خَرَجَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْنَا قَدْ عَرَفْنَا كَيْفَ نُسَلِّمُ عَلَيْكَ فَكَيْفَ نُصَلِّي عَلَيْكَ قَالَ " قُولُوا اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ " .
Asıl metin · Müslim · Namaz (Salât) · 908
Bize Muhammed b. el-Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivâyet ettiler. Lâfız İbn'l Müsennâ'nındır. Dediler ki: Bize Muhammed b. Ca'fer rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Şu'be, Hakem’den rivâyet etti. Dedi ki: İbn Ebî Leylâ'dan dinledim. Dedi ki: Bana Kâ'b b. Ucrâ tesadüf etti de şunları söyledi: Sana bir bediyye takdim edeyim mi? Bir defa Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) yanımıza çıktı da biz (kendisine Yâ Resûlallah!) Sana nasıl selâm okuyacağımızı öğrendik. Ama sana nasıl salât okuyacağız? dedik. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : «Allah'ım! Muhammed'e ve Al-i Muhammed'e, Al-i ibrahim'e Salât buyurduğun gibi salât eyle. Şüphesiz ki sen Hamîd ve Mecîdsin. Yâ Rab Muhammed'e ve Al-i Muhammed'e, Âl-i İbrahim'e ihsan eylediğin bereket gibi bereket ihsan eyle. Çünkü sen Hamîd ve Mecîd'sin; deyin» buyurdular.
Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Namaz (Salât) (no. 910)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ، عَنِ الأَعْمَشِ، وَعَنْ مِسْعَرٍ، وَعَنْ مَالِكِ بْنِ مِغْوَلٍ، كُلُّهُمْ عَنِ الْحَكَمِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " وَبَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ " . وَلَمْ يَقُلِ اللَّهُمَّ .
Bu kayıttaki metin
Bize Muhammed b. Bekkâr rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize İsmail b. Zekeriyyâ A'meş ile Mis'ar'dan ve Mâlik b. Miğvel'den bunların hepsi de Hakem'den naklen İm isnâdla bu hadîsin mislini rivâyet ettiler. Yalnız Hakem: -Allah'ım- demeyip (sâdece) «Muhammed'e bereket ihsan eyle» demiş. Bu hadîsi Buhârî Kitâbu Ehâdîsi'l-Enbiyâ», «Kİtâbü't-Tefsîr-ve «KitâbüM-Daavât» da, Ebû Dâvûd , Tirmizî , Nesai ve İbn Mâce de «Kitabü's-Salat»da muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir. Buhârî ’nin bir rivâyetinde hadîsin metni şöyledir: «Allah'ım! Muhammed'e ve Ali Muhammed'e, İbrahimle Ali hîm'e eylediğin salât gibi salât eyle! Şüphesiz ki Sen Hanûd'sin, Meâd'un Yâ Rab! Muhammed'e ve Âli Muhammed'e, İbrahim'le Ali İbrâhîm'e ihsan ettiğin bereket gibi bereket ihsan eyle! Çünkü Sen Hamîdsin, Mecîdsin.» Hanefîler in namazlarda ihtiyar ettikleri salavât budur. Âl'in mânâsı ulemâ arasında ihtilaflıdır. Bâzılarına göre ondan murâd bütün ümmettir. Bir takımları «Âl-i Resul, Benî Hâşim ile Benî Muttalıp'tir» demir. Bazıları da, bundan muradın Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in zürriyeti ve Ehl-i Beyt'i olduğunu söylemişlerdir. Nevevî (601 - 676) birinci kavlin muhtar olduğunu bildiriyor. Bereketten murâd: Hayır ve kerametin ziyâdesidir. Bazıları, hayır ve kerâmetde sebat ve devam demek olduğunu, bir takımları da her türlü kusurlardan temizlemek ma'nâsına geldiğini söylemişlerdir. Şu halde Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’e salavât getirmekten maksad: «Yâ Rabbi, Onun nâmı, sânını dünya ve âhiretde yüce kıl, da'vetini meydana çıkar; şeriatını devam ettir; âhiretde ümmeti için ona şefaat hakkı ver; ecrini kat kat ihsan eyle!» demek olur. Ulemâdan Bazıları bu hususta şunları söylemişlerdir; «Allahü teâlâ hazretleri biz kullarına Peygamber e salavât getirmeyi emir buyurmuş; fakat biz bu vacibi gereği kadar ifâ edemediğimiz onu Allah'a havale etmiş; Yâ Rab! Ona sen salât eyle! Hem İbrahim'e (aleyhisselâm) ’a nasıl salât buyurdunsa, ona da öyle salât eyle! demişiz. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm'de Hazret-i İbrahim (Aleyhîsselâm) hakkında (......) buyurulmuştur.» "Allah'ın rahmet ve bereketleri sizin üzerinize olsun ey ehl-i beyt!.. Şüphesiz ki Allah Hamîd ve Mecîd'dir ." Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Hazret-i İbrahim'den efdâl olduğu halde neden ona İbrahim (aleyhisselâm) gibi salavât niyaz edildiği ulemâ arasında ihtilaflı bir meseledir. Kâdî Iyâz (476 - 544) ’in beyanına göre, bu hususda söylenen sözlerin en güzeli şudur: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu salâvâtı kendisiyle Ehl-i Beyti için istemiştir. Tâ ki Allahü teâlâ kendisine tahsis buyurduğu ni'metini, Hazret-i İbrahim ile onun Ehl-i Beytine nasıl tam olarak ihsan etti ise öylece ihsan buyursun. Bazıları: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in salâvât istemesi kendisi için değil ümmetinedir» demiş; bir takımları, bundan murad: Ni'metin kıyâmete kadar devamı olduğunu söylemişlerdir. « Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in bu şekilde salâvât istemesi, kendisinin İbrahim (aleyhisselâm) 'dan efdâl olduğunu bilmezden önceye âidtir.» diyenler de olmuştur. Aynî (762 - 855) : «Bu mesele nakısı kâmile benzetme kabilinden değil, hâli bilinmeyen bir zâtı, hâli ma'lûm olanla beyândır.» diyor. Bu bâbda üç kavîl rivâyet olunur: Birinci kavle göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’e salâvât: «Ya Rab, Muhammed'e salât eyle!» cümlesidir. «Âl-i Muhammed'e dahi İbrahim ve Âli İbrahim'e salât buyurduğun gibi salât eyle!» ifâdesi ayrı bir cümledir. Yani İbrâhîm ile Âl-i İbrahim'e İhsan buyurulan rahmetin misli Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in kendisine değil, ümmetine istenir. İkinci kavle göre ma'nâ: «Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) ile Âline ihsan buyuracağın rahmet, İbrâhîm ile onun Âline ihsan buyurduğun rahmet gibi olsun» demektir. Bu kavle göre istenilen şey rahmetin mikdarında değil, aslında müşterek olmaktır. Üçüncü kavle göre: Hadîsden murâd, zahirî ma'nâsıdır. Yani «Yâ Rab, Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) de İbrâhîm (aleyhisselâm) 'a ihsan ettiğin kadar rahmet ihsan buyur.» demektir. Âl'in ma'nâsı muhtar kavle göre bütün ümmet olunca, «Âl-i İbrâhîm» tâbiri bir çok peygamber lere şâmildir. «Âli Muhammed» de ise peygamber yoktur. Bu sebeble içlerinde yalnız bir peygamber bulunan cemâat, bir çok peygamber leri ihtiva eden cemaata katılmak istenmiştir. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : «Selâm da bildiğiniz gibidir.» buyurmakla tehiyyatdaki cümlesine işaret etmiştir. Cümlesi «Selâm İse size Öğretildiği gibidir.» şeklinde mechûl sîgasîyle de rivâyet olunmuştur. Fakat ma'nâ birdir. Hazret-i Beşîr'in: «Acaba sana nasıl salâvât getireceğiz?» diye sormasının vechi de ihtilaflıdır. Bâzılarına göre «Salât sözü duâ ile rahmet ma'nâlajı arasında müşterek olduğu için muradın ne olduğunu sormuştur. Filhakika mezkûr kelime Allah'a nisbet edilirse rahmet, kula nisbet edildiği zaman duâ ma'nâlarına kullanılır. Bir takımları: «Suâl sâlâtın nev'ine değil, sıfatına âiddir. Yani, ne şekilde salâvât getireceğiz demektir. Yoksa rahmet mi edelim, duâ mı? ma'nâsına değildir. Çünkü rahmet etmek kulun elinden gelmez; kula emredilen şey duadır.» demişlerdir. Suâlin namaz haricindeki salâvât hakkında sorulmuş olması da mümkündür. Ashabın: «Keşke Bişr bu suâli sormasaydı!» temennisinde bulunmaları, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in canı sıkıldı zannettikleri içindir. Halbuki onun susması canı sıkıldığından değil, vahiy beklediği içindi. Nitekim Taberînin rivâyetinde: - Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) kendisine vahiy gelinceye kadar sustu.» denilerek bu ci het tasrîh edilmiştir. Hamîd: Çok övülen, yahut kullarının yaptıklarını çok öven; Mecîd: Kemâl derecesine varan mânâsına gelirler. Bu cümleden murad: «Yâ Rab-bî, sen kullarına övülmeleri îcab eden ni'metler in'âm ettin.» demektir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbNamaz (Salât) · Namaz (Salât)
Hadis No910
Râvi sayısı—
İlk râvi—
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu
Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.
Araştırma
İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.İsnad Silsilesi
Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.
İsnad zinciri verisi bulunmuyor.
Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler
Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.