حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعَلِّمُنَا التَّشَهُّدَ كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ .
Türkçe Çeviri
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Yahya b. Âdem rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Abdurrahman b. Humeyd rivâyet etti. (Dedi ki) : Bana Ebû Zübeyr Tâvus'dan, o da İbn Abbâs’dan naklen rivâyet etti. İbn Abbâs: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize Kur'ân'dan bir sûre öğretir gibi teşehhüdü öğretti» demiş. Bu hadîsi Buhârî 'den maada bütün Sünen sahipleri tahrîc etmişlerdir. Nevevî 'nin beyânına göre; hadîsteki «Mübare-kât, salâvât, tayyibat kelimeleri baştaki tehiyyât üzerine ma'tufturlar. Yalnız ihtisar için aralarından atıf harfi (vav) hazfedilmiştir ki bu Arap lisanında caiz ve maruftur. Hadîsin mânâsı gerek tahiyyât, gerekse ondan sonra zikredilen «Mübarekât, salâvât» ve «tayyibat» hep Allah'a mahsustur» demektir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com