حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، أَنَّ مَطَرَ بْنَ نَاجِيَةَ، لَمَّا ظَهَرَ عَلَى الْكُوفَةِ أَمَرَ أَبَا عُبَيْدَةَ أَنْ يُصَلِّيَ، بِالنَّاسِ . وَسَاقَ الْحَدِيثَ .
Türkçe Çeviri
Bize Muhammedü'bnü Müsennâ ile İbn Beşşâr rivâyet ettiler. Dediler ki; Bize Muhammed b. Câ'fer rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Şu'be, Hakem'den naklen rivâyet etti ki: Matar b. Naciye Kûfe'yi raptedince Ebû Ubeyde'ye halka namaz kıldırmasını emretmiş... Ve hadisi rivâyet etmiştir. Bu hadîsi Buhârî -Ezan» ve «Namaz» bahislerinde, Ebû Dâvud , Tirmizî ve Nesâî de «Namaz» bahsinde tah-rîc etmişlerdir. Hadîs, namazda kıraat ve teşehhüdün hafif, rükû, sücût ve onlardan doğrulurkerv tume'nîneti, yani azanın sükûnet bulacağı kadar durmayı uzunca tutmaya delildir. Hadîsin ikinci rivâyetinde -Takriben birbirine müsavi idi,» denilmesi, bazı fiillerin diğerlerinden biraz daha uzun olduğunu gösterir. Bu da kıyam hâline mahsustur. Teşehhüdde dahi mümkündür. Nevevî ’nin beyânına göre bu hadîs bazı ahvâle hamledilmiştir. Yoksa buraya kadar geçen hadîslerden Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in kıyamı uzatırdığı anlaşılmıştır. Hattâ sabah namazında alt-mışdan yüze kadar âyet, öğle namazında sûre-i secdeyi okurdu. O namaza durduğu vakit cemâatdan biri «Bakî'» tarafına kazâyi hacete gider; sonra evine dönerek abdest alır, mescide gider ve ilk rek'âta yetişebilirdi. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in akşam namazında «Tûr» ve «Mür-selât» sûrelerini, Buhârî 'nin rivâyetinde «Arâf» ve ona benzer sûreler okuduğu beyân edilmiştir. Bunlar gösteriyor M: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in zaman zaman kıraati uzattığı olurmuş. Binâenaleyh Bâbımız hadîsleri bâzı vakitler mânâsına hamledilmiştir. «Selâm vermekle, kalkıp gitme arasındaki oturuşunu takriben müsâ-vî buldum.» cümlesi Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in namazdan selâm verdikten sonra orada bir parça oturduğuna delildir. Kûfe'yi zapteden zâtın ismi hadîsin birinci rivâyetinde tasrîh edilmemiş ise de, ikinci rivâyette bunun Matar b. Naciye olduğu bildirilmiştir Ebû Ubeyde Hazret-i İbn Mes'üd oğludur.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com