حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى الْعَنَزِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، - يَعْنِي ابْنَ سَعِيدٍ - عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ صَفِيَّةَ، عَنْ بَعْضِ، أَزْوَاجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَتَى عَرَّافًا فَسَأَلَهُ عَنْ شَىْءٍ لَمْ تُقْبَلْ لَهُ صَلاَةٌ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً " .
Türkçe Çeviri
Bize Muhammed b. Müsennâ El-Anezî rivâyet etti. . (Dedi ki) : Bize Yahya (yani İbn Saîd) Ubeydullah'dan, o da Nâfi'den, o da Safiyye'den, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in bir zevcesinden, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’den naklen rivâyet etti: «Her kim bir ar rafa gelir de ona bir şey sorarsa, kırk gecelik namazı kabul olunmaz.» buyurmuşlar. Arrâfın kâhinlerden sayıldığını yukarda görmüştük. İbn Esir Arrâf gibi bildiğini iddia eden müneccim - yahut kâhindir. Halbuki bu ilmi Allah kendine tahsis etmiştir, demiş. Hattâbî ve başkaları ise şöyle tarif etmişlerdir: Arrâf, çalınan ve kaybolan malın yerini bulacağını iddia eden kimsedir. Arrâfa bir şey soran kimsenin namazının kabul edilmemesinden murad sevabının yokluğudur. Namazı iade etmesi gerekmez. Nitekim gasbe-dilen bir yerde namaz kılmak mekruhtur. Fakat kazası îcâb etmez. Bu hususta ulemâ müttefiktirler.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com