Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Selâm (no. 5787)
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ، عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ أَنَّ عُمَرَ، خَرَجَ إِلَى الشَّامِ فَلَمَّا جَاءَ سَرْغَ بَلَغَهُ أَنَّ الْوَبَاءَ قَدْ وَقَعَ بِالشَّامِ . فَأَخْبَرَهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَوْفٍ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا سَمِعْتُمْ بِهِ بِأَرْضٍ فَلاَ تَقْدَمُوا عَلَيْهِ . وَإِذَا وَقَعَ بِأَرْضٍ وَأَنْتُمْ بِهَا فَلاَ تَخْرُجُوا فِرَارًا مِنْهُ " . فَرَجَعَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ مِنْ سَرْغَ . وَعَنِ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ أَنَّ عُمَرَ إِنَّمَا انْصَرَفَ بِالنَّاسِ مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ .
Türkçe Çeviri
Bize Yahya b. Yahya da rivâyet etti. (Dedi ki) : Mâlikle İbn Şihâb'dan dinlediğim, onun da Abdullah b. Âmir b. Rabîa'dan naklen rivâyet ettiği şu hadîsi okudum. Ömer Şam'a gitmek üzere yola çıkmış. Serğ denilen yere geldiği vakit Şam'da veba zuhur ettiğini duymuş. Bunun üzerine ona Abdurrahman b. Avf, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in: «Bir yerde veba zuhur ettiğini işittiniz mi, onun üzerine gitmeyin. Bir yerde veba zuhur eder, siz de orada bulunursanız, ondan kaçmak için o yerden çıkmayın!» buyurduğunu haber vermiş. Ömer b. Hattab da Serğ’dan geri dönmüş. İbn Şihâb'dan, o da Salim b. Abdillah'dan naklen rivâyet olunduğuna göre Ömer orduyu ancak Abdurrahman b. Avf'ın hadîsinden dolayı döndürmüştür. Bu hadîsi Buhârî ile Nesâî «Kitabu't-Tıb»'da; Ebû Dâvud «Cenâiz» bahsinde tahric etmişlerdir. Hazret-i Ömer'in Şam seyahati bir rivâyette Hicretin on yedinci, diğer rivâyete göre on sekizinci yılındadır. Bundan maksadı halkın umumî ahvâlini ve âmirlerle memurları teftiş idi. Bundan önce on altı tarihinde Hazret-i Ebû Ubeyde Beyt-i Makdis'i muhasara ettiği vakit de teftişe çıkmış, Kudüslüler sulhu onunla yapacaklarını söylemişlerdi. Serğ: Şam’ın Hicaz'a giden yolu üzerinde bir köydür. Hazret-i Ebû Ubeyde'nin fethettiği bir kasaba olduğunu söyleyenler de vardır. Medîne'ye on üç konak mesafededir. Tebûk yakınlarında olduğu söylenir. Hadîsin Buhârî rivâyetinde Ehlü'LEcnâd yerine Ümerâü'l-Ecnâd denilmiştir. Şu halde ordu kumandanları mânâsına gelen bu terkibden murad Ebû Ubeyde b. Cerrah ile arkadaşları Hâlid b. Velîd'e, Yezid b. Ebi Süfyan, Şurah bil b. Hasene ve Amr b. Âs'dır. Hazret-i Ebû Bekr memleketi bu zevat arasında taksim etmiş. Harb işlerini Hazret-i Hâlid'e vermişti. Bilâhere Ömer (radıyallahü anh) bu işi ondan alarak Hazret-i Ebû Ubeyde'ye tevdî etmiştir. Kitabımızdaki Ecnâd tâbirinden murâd Şâm'ın beş nâhiyesidir. Bunlar Filistin, Ürdün, Hums , Kınnısrin ve Dimeşk'dir. Serğ'da Hazret-i Ömer'e haber verilen veba. Amvas Taunu nâmiyle ma'rufdur. İslâm'da zuhur eden ilk taun budur. Bu taundan Şam'da otuz bin kişinin telef olduğu rivâyet edilir. Hadîsteki ilk muhacirlerden murad iki kıbleye karşı namaz kılanlardır. Bunlar kıblenin Mescid-i Aksa olduğu devre yetişmiş, sonra Kabe'ye çevrildiğini de görmüş insanlardır. Fetih Muhacirleri ile ya Mekke fethedildiği sene Medine'ye hicret edenler, yahut o yıl müsliman olanlar kastedilmiştir. Bundan murad; Mekke'nin fethinden sonra hicret edenler de olabilir. Gerçi fetihden sonra hicretin hükmü kalmamışsa da şeklen Mekke'den ayrılıp, Medine ve göçmek de bir hicrettir. Görülüyor ki Hazret-i Ömer istişare için çağırdıklarım fazilet ve rütbelerine göre sıraya koymuştur. İstişare neticesinde geri dönmeyi teklif edenler çok olduğu ve teklifleri ihtiyata daha muvafık bulunduğu için kabul etmiştir. Zâten kendi içtihadı da bu idi. Hazret-i Abdurrahman'ın hadîsini işitince Allah'a hamd-ü senada bulunması, içtihadı hadis-i şerife uyduğu içindir. Nevevî diyor ki: « Müslim ’in Hazret-i Ömer ancak ve ancak Abdurrahman'in hadîsinden dolayı geri dönmüştür. Sözüne gelince: ihtimal ki Salim, Hazret-i Ömer'in daha önceden geri dönmek azminde olduğunu duymamıştır. Bu sözden Hazret-i Ömer ancak Abdurrahman'ın hadîsini dinledikten sonra döndü mânâsı da kastedilmiş olabilir.» Hazret-i Ömer'in Ebû Ubeyde'ye verdiği cevâbın iki veçhe ihtimâli vardır. Birinci veçhe göre: «Bu sözü senden başkası söyleseydi yâ Ebâ Uheyde, onu te'dîb ederdim. Çünkü ekseriyetin bana uyduğu ic-tihadî bir meselede bana itiraz ediyorsun.» demektir. İkinci veçhe göre: Bu sözü senden başkası söyleseydi şaşmazdım, ama bunca ilim ve fazilet sahibi olduğun halde senin söylemiş olmana şaşarım, manasınadır. Hazret-i Ömer bundan sonra Ebû Ubeyde'ye sahih olduğunda kimsenin şüphe edemiyeceği kıyası-celî delili ile cevap vermiştir. Bu cevâbın mânâsı geri dönmek mukadderi değiştirir demek değildir. Ondan maksat Allah'ın ihtiyatla emrettiğini, helâk sebeplerinden kaçınmak lâzım geldiğini göstermektedir. Yoksa her şey Allah'ın kaza ve kaderiyle olur. Ömer (radıyallahü anh) : «Allah beni bu insanların hasına getirmiştir. Binâenaleyh onlar hakkında ihtiyatlı hareket etmem gerekir. İhtiyatı bırakırsam acze nispet edilir. Ve cezaya müstehak olurum.» demek istemiştir. Hâsılı Hazret-i Ömer her şeyin Allah'ın takdiri ile olduğunu, bunda dönmenin ve dönmemenin de dahil bulunduğunu, bununla beraber ihtiyata riayet gerektiğini anlatmak istemiştir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbSelâm · Selâm
Hadis No5787
Râvi sayısı—
İlk râvi—
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu
Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.
Araştırma
İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.İsnad Silsilesi
Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.
İsnad zinciri verisi bulunmuyor.
Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler
Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.