وَحَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ شَبِيبٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ أَعْيَنَ، حَدَّثَنَا مَعْقِلٌ، - وَهُوَ ابْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ - عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يُقِيمَنَّ أَحَدُكُمْ أَخَاهُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ ثُمَّ لْيُخَالِفْ إِلَى مَقْعَدِهِ فَيَقْعُدَ فِيهِ وَلَكِنْ يَقُولُ افْسَحُوا " .
Türkçe Çeviri
Bize Seleme b. Şebîb rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Hasen b. A'yen rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Mâkıl (bu zat İbn Ubeydillah'dır) , Ebû'z-Zübeyr'den, o da Câbir'den, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'den naklen rivâyet etti: «Sakın biriniz Cuma günü din kardeşini yerinden kaldırmasın. Sonra gidip onun yerine oturmasın. Lâkin; aralanın, desin!» buyurmuşlar. İbn Ömer rivâyetini Buhârî «İstizan» bansınde tahric etmiştir. Nevevî diyor ki: «Bu nehiy tahrim içindir. Bir kimse cuma günü olsun, başka bir günde olsun, namaz veya başka bir şey için mescid-de veya başka bir yerde mubah bir yere oturursa, o yerin hak sahibi odur. Başkasının onu yerinden kaldırması haram olur. Delili bu hadîstir. Yalnız ulemamız fetva vermek yahut Kur'ân veya ulum-u şer'iyye okumak için bir kimsenin alışmış olduğu yeri bundan istisna etmişlerdir. Böylesi o yerde hak sahibidir. O geldiği zaman o yere başkası oturamaz.» Hazret-i Abdullah b. Ömer'in kendisine ayağa kalkan kimsenin yerine oturmaması, kendi vera ve takvasıadandır. Yoksa oturması haram değildir. Hazret-i İbn Ömer burada iki şeyi nazar-ı itibara almış olabilir:
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com