وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ قَالُوا حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنُونَ ابْنَ عُلَيَّةَ - عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا وَلَمْ يَذْكُرْ فِي الْحَدِيثِ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ .
Türkçe Çeviri
Bize Ahmed b. Hanbel ile Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ve Züheyr b. Harb dahi rivâyet ettiler. (Dediler ki) : Bize İsmail (yani İbn Uleyye) , Abdul-Aziz b. Suhayb'dan, o da Enes'den, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’den bu isnadla rivâyet etti. Ama hadîste Muhammedür Resûlüllah cümlesini anmadı. Bu rivâyetleri Buhârî «Kitâbu'l-Libâs»'da; Enes hadîsini Nesâî «Kitâbu'z-Zine»'de tahrîc etmişlerdir. Hadisin az sonra gelen bir rivâyetinde beyan edildiğine göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) yabancılardan bazı kimselere mektub yazmak istemiş. Kendisine bunların mühürsüz mektub kabul etmediklerini söylemişler. Onun üzerine gümüşten bir yüzük yaptırarak, üzerine «Muhammedür resûlüllah » cümlesini nakşettirmiştir. Görülüyor ki, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimiz bu yüzüğü parmağına takmış ve dâima taşını avucunun içine çevirmiştir. Çünkü yüzüğün taşını muhafaza etmek kibir ve ucubdan korunmak için en güzel çâre budur. Gerçi Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bu babda bir şey emretmemıştir. Binâenaleyh yüzük istenildiği şekilde taşınabilir. Fakat efdal olan bu babda da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'e uymaktır. Selef iki vecihle de amel etmiş, yani yüzüğün taşını hem avuç içine çevirmiş, hem de çevirmemişlerdir. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in yüzüğünün üzerine başka nakış yapılmasını istememesi, bu işe bir mefsedet karışmasın, diyedir. Çünkü kendisi yüzüğü yalnız mühür maksadıyle kullanmak için yaptırmıştı.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com