وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ بِشْرٍ، عَنْ مِسْعَرٍ، حَدَّثَنِي أَبُو إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ { لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ} كَلَّمَهُ ابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ فَنَزَلَتْ { غَيْرُ أُولِي الضَّرَرِ}
Türkçe Çeviri
Bize Ebû Küreyb de rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize İbi Bişr, Mis'ar'dan rivâyet etti. (Dedi ki) : Bana Ebû İshâk, Berâ'dan rivâyet etti. Şöyle dedi: Mü'minlerden (evlerinde) oturanlar bir değildir... âyeti inince İbn Ümmi Mektûm onunla konuştu. Bunun üzerine: Özür sahibi olanlardan mâada!, âyeti İndi. Bu hadîsi Buhârî «Cibâd» ve «Tefsir» bahislerinde tahric eî mistir. Hadîsin Buhârî 'deki rivâyetinden anlaşılıyor ki Zey b. Sabit (radıyallahü anhûm) âyeti kemik üzerine yazarken Abdullah b. Ümmi Mektûm gelmiş. Ve: «Yâ Resûlallah, cihâd; gücüm yetse mutlaka cihâd ederdim!» bir rivâyette: «Nasıl olur! Bei âmâyım!» Bunun üzerine vahîy gelmiş, demiş. Hazret-i Abdullah âmâ idi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) efendimizin müezzinle rindendîr.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com