⟲ Tekrar rivayetBu kayıt kendi metnini taşımıyor — kaynakta yalnız isnad zinciri ve “öncekinin aynısı” notu var. Asıl metin Müslim · Yeminler (Eymân) · 4328 kaydında.
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، عَنِ اللَّيْثِ بْنِ سَعْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ، بْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، قَالَ سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ سَعِيدٍ، ح وَحَدَّثَنِي أَبُو الرَّبِيعِ، وَأَبُو كَامِلٍ قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، وَهُوَ ابْنُ زَيْدٍ ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنِي ابْنَ عُلَيَّةَ - كِلاَهُمَا عَنْ أَيُّوبَ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي إِسْمَاعِيلُ بْنُ أُمَيَّةَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، ح وَحَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أُسَامَةُ، - يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ - كُلُّ هَؤُلاَءِ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا الْحَدِيثِ وَلَيْسَ فِي حَدِيثِهِمْ " وَإِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ مَالٌ فَقَدْ عَتَقَ مِنْهُ مَا عَتَقَ " . إِلاَّ فِي حَدِيثِ أَيُّوبَ وَيَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ فَإِنَّهُمَا ذَكَرَا هَذَا الْحَرْفَ فِي الْحَدِيثِ وَقَالاَ لاَ نَدْرِي أَهُوَ شَىْءٌ فِي الْحَدِيثِ أَوْ قَالَهُ نَافِعٌ مِنْ قِبَلِهِ وَلَيْسَ فِي رِوَايَةِ أَحَدٍ مِنْهُمْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . إِلاَّ فِي حَدِيثِ اللَّيْثِ بْنِ سَعْدٍ .
Asıl metin · Müslim · Yeminler (Eymân) · 4328
Bize Kuteybe b. Saîd ile Muhammed b. Rumh, Leys b. Sa'd'dan rivâyet ettiler. H. Bize Muhammed b. El-Müsennâ da rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Ab-dulvehhâb rivâyet etti. (Dedi ki) : Ben Yahya b. Saîd'den dinledim. H. Bana Ebû'r-Babî' ile Ebû Kâmil dahi rivâyet ettiler. (Dediler ki) : Bize Hammâd —ki İbn Zeyd'dir— rivâyet etti. H. Bana Züheyr b. Harb da rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize İsmail —yani İbn Uleyye— rivâyet etti. Bunların ikisi de Eyyûb'dan rivâyet etmişlerdir. H. Bize İshâk b. Mansûr dahi rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Abdurrazzâk, İbn Cüreyc'den naklen haber verdi. (Dedi ki) : Bana İsmail b. Ümeyye haber verdi. EL Bize Muhammed b. Râfi' de rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize İbn Ebî Füdeyk, İbn Ebî Zi'b'den rivâyet etti. H. Bize Harun b. Saîd El-Eyli dahi rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize İbn Vehb haber verdi. (Dedi ki) : Bana Üsâme —yani İbn Zeyd— haber verdi. Bu râvilerin hepsi Nâfi'den, o da İbn Ömer'den, o da Nebî (sallallahü aleyhi ve sellem) ’den naklen bu hadîsi rivâyet etmişlerdir. Bunların hadîsinde «Şayet malı yoksa, köleden âzâd olan mikdâr âzâd olmuştur.» cümlesi yoktur. Yalnız Eyyûb'la Yahya b. Saîd'in hadîsi müstesna! Onlar bu cümleyi hadiste zikretmişler; fakat: «Bu, hadîsten bir şey midir, yoksa onu Nâfi' kendinden mi söylemiştir, bilmiyoruz!» demişlerdir. Bu râvilerin Leys b. Sa'd'dan maada hiç birinin rivâyetinde: « Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’den dinledim.» cümlesi yoktur.
Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Buluntu Mallar (Lukata) (no. 4512)
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، جَمِيعًا عَنِ اللَّيْثِ بْنِ سَعْدٍ، ح وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنِي أَبِي كِلاَهُمَا، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، ح وَحَدَّثَنِي أَبُو الرَّبِيعِ، وَأَبُو كَامِلٍ قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنِي ابْنَ عُلَيَّةَ - جَمِيعًا عَنْ أَيُّوبَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أُمَيَّةَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ،عَنْ أَيُّوبَ، وَابْنُ، جُرَيْجٍ عَنْ مُوسَى، كُلُّ هَؤُلاَءِ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . نَحْوَ حَدِيثِ مَالِكٍ غَيْرَ أَنَّ فِي حَدِيثِهِمْ جَمِيعًا " فَيُنْتَثَلَ " . إِلاَّ اللَّيْثَ بْنَ سَعْدٍ فَإِنَّ فِي حَدِيثِهِ " فَيُنْتَقَلَ طَعَامُهُ " . كَرِوَايَةِ مَالِكٍ .
Bu kayıttaki metin
Bize bu hadîsi Kuteybetü'bnü Saîd ile Muhammed b. Rurah dahi hep birden Leys b. Sa'd'dan rivâyet ettiler. H. Bize bu hadîsi Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Aliy b. Müshir rivâyet etti. H. Bize İbn Nümeyr dahi rivâyet etti. (Dedi ki) : Bana babam rivâyet etti. Her iki râvi Ubeydullah'dan rivâyet etmişlerdir. H. Bana Ebû'r-Rabî' ile Ebû Kâmil de rivâyet ettiler. (Dediler ki) : Bize Hammâd rivâyet etti. H. Bana Züheyr b. Harb da rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize İsmâîl (yani İbn Uleyye) rivâyet etti. Bu râviler toptan Eyyûb'dan rivâyet etmişlerdir. H. Bize İbn Ebî Ömer dahi rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Süfyân, İsmail b. Ümeyye'den naklen rivâyet etti. H. Bize Muhammed b. Râfi' de rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Abdürraz-zâk, Ma'mer'den, o da Eyyûb'dan, İbn Cüreyc dahi Mûsa'dan naklen rivâyet etti. Bu râvilerin hepsi Nâfi'den, o da İbn Ömer'den, o da Pey-gamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’den naklen Mâlik'in hadîsi gibi rivâyette bulunmuşlardır. Şu kadar var ki her birinin hadîsinde «Fe yünte-sele» denilmiştir. Yalnız Leys b. Sa'd müstesna! Çünkü onun hadîsinde Mâlik'in rivâyetinde olduğu gibi «fe yüntekalü taâmuh» ibaresi vardır. Bu hadîsi Buhârî «Lükata» bahsinde; Ebû Dâvûd «Ci-had»da tahrîc etmişlerdir. Mâşiye: Deve, sığır, koyun, keçi mânâlarına gelirse de ekseriyetle koyun hakkında kullanılır. Meşrube ve meşrabe: İçerisinde zahire ve eşya muhafaza edilen kilerdir. Bu kelime hassaten meşrabe şeklinde kullanılırsa, su yeri; mişrabe de su kabı mânâsına gelir. Hızâne muhafazası istenilen şeyin yeri veya kabıdır. Fe yüntesele: Saçılmasını demektir. Bu kelime birinci rivâyetteki «aşırılmasını» kelimesinin yerine kullanılmıştır. Duru': Dır'ın cem'idir. Dır' hayvanın yelini yani sütünün toplandığı yerdir. Resûlü Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem) hayvanın yelinindeki sütü, kiler veya anbarda saklanan zahireye benzetmiştir. Yani bir kimsenin izni olmaksızın anbarındaki zahiresini almak nasıl helâl değilse, davarının sütünü sağmak da helâl değildir. Bu hususta hurma, üzüm ve karpuz gibi şeylerin hüküm i'tiban ile sütten bir farkı yoktur. Ancak süt meselesinde insanlar daha lâkayıd davrandıkları için hassaten zikredilmiştir. Kurtubî diyor ki: « Cumhûr a göre sahibinin rızâsı olmadan ne davarın sütünden bir şey helâl olur ne de hurmadan! Bazıları sahibinin haberi olmasa da bu gibi şeylerin helâl sayılacağını söylemiş; ve: Çünkü bu sâri' hazretlerinin ona bahşettiği bir haktır; demişlerdir...» Sahibinden izin almadan onun davarını sağmayı, yemişinden yemeyi mubah hatta bir hak sayanlar bâzı hadîslerle istidlal ederler. Şöyle ki: Ebû Dâvûd 'un Semûra (radıyallahü anh) 'dan tahrîc ettiği bir hadîste Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) : «Bîriniz bir davar sürüsünün yanına vardığı zaman şayet sahibi orada İse ondan İzin İstesin! Kendisine izin verirse ne âlâi Vermezse hemen davan sağıp sütünü içsin! Sahibi orada yoksa üç defa seslensin! Cevap verirse ondan İzin istesin! İzin verirse ne âlâ! Vermezse hemen davan sağıp sütünü içsin! Ama alıp götürmesin!» buyurmuşlardır. Bu hadîsi Tirmizî dahi rivâyet etmiş; ve: «Semûra hadîsi hasen garîb, sahîh bir hadîstir. Ulemadan bazıları bununla âmel etmişlerdir...» demiştir. Filhakika İmâm Ahmed 'le İshâk'ın mezhepleri budur. Tirmizî ile İbn Mâce 'nin «Sünen»lerinde buna benzer rivâyetler vardır. Bunların birinde süt meselesinden sonra: «Bir bahçeye geldiğin vakit üç defa haykır! Şayet sana icabet ederse ne âlâ! Etmezse ifsad etmemek şartı ile hemen ye!» Duyurulmaktadır. Bir delilleri de hicret esnasında Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile Hazret-i Ebû Bekr'in bir çobanın koyunlarından süt içmeleridir. Hanefîler le, Şâfiîler 'e, Mâlikıler'eve cumhûr-u ulemâya göre izinsiz hiç bir kimse birinin bağ ve bahçesinden yemiş yiyemez; davarının sütünü içemez. Meğer ki muztar kala! O zaman zaruret miktarı yiyip içebilir. Bu zevat cevaz bildiren hadîsler hakkında muhtelif yönlerden cevaplar vermişlerdir. a) Kurtubî : «Malûm kaide ile amel etmek daha iyidir.» demiştir. b) Nehî bildiren hadîs, cevaz hadîsinden daha sahihtir. c) Cevaz bildiren hadîsler âdete nazaran mal sahiplerinin razı olduklarının bilinmesine hamledilirler. d) Cevaz meselesi zaruret zamanlarına hamledilir. Nitekim İslâm'ın ilk zamanlarında hâl böyle idi. Bu hususta Tahâvi de şunları söylemiştir: «Bu hadîsler mü-safir kabul etmenin vâcib olduğu zamanlara mahsustur. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bunu emir buyurmuş; gelen müsafir için hane sahibine vacip kılmıştı. Bilâhare vücup neshedilerek hükmü kaldırılınca adı geçen hadîslerin hükmü de kalkmıştır.» Hicret esnasında Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile Hazret-i Ebû Bekr'in içtikleri süt hakkında Kurtubî : «Bu Koyun sahibine bir idlâl (yani nazı geçme) idî. Çünkü Hazret-i Ebû Bekir onu tanıyordu. Yahut o çobanın oradan geçenlere süt takdim edilmesine izin verdiğini bilirdi. Yahut o süt, kendisine emân verilmemiş bir harbîye ait olduğu için içmişlerdi...» diyor. Bu hususta daha başka sözler de söylenmiştir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbBuluntu Mallar (Lukata) · Buluntu Mallar (Lukata)
Hadis No4512
Râvi sayısı—
İlk râvi—
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu
Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.
Araştırma
İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.İsnad Silsilesi
Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.
İsnad zinciri verisi bulunmuyor.
Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler
Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.