حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، وَيُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالاَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ حَاطِبٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عُثْمَانَ التَّيْمِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ لُقَطَةِ الْحَاجِّ .
Türkçe Çeviri
Bana Ebû't-Tâhir ile Yûnus b. Abdüâlâ rivâyet ettiler. (Dediler ki) : Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dedi ki) : Bana Amr b. Haris, Bukeyr b. Abdillâh b. Eşecc'den, o da Yahya b. Abdirrahmân b. Hâtıb'dan, o da Abdurrahmân b. Osman b. Et-Teymî'den naklen haber verdi ki, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) hacının lükatasından nehî buyurmuş. Buradaki nehîden murâd: Bulunan şeyi kendine mal etmek için almaktır. Muhafaza, için almakta bir beis yoktur. Bazılarına göre hacının lükatasından nehî buyurulması, Mekkeli ise sahibine ulaşması mümkün olduğu için, yabancı ise her sene her beldeden oraya gidenler bulunduğu içindir. Bu suretle onu elde etmek kolaylaşır. Ulemâ Mekke'nin lükatası hususunda ihtilâf etmişlerdir. Bazılarına göre Mekke ile sair beldelerin lükatası arasında hükmen bir fark yoktur. Bu kavil, Ömer, İbn Abbâs ve Âişe (radıyallahü anhûm) ile Saîd b. El-Müseyyeb'den rivâyet olunmuştur. İmâm A'zam 'la, İmâm Mâlik ve İmâm Ahmed 'in mezhepleri de budur. Bir takımları Mekke'nin lükatası hiç bir suretle helâl olamıya-cağına kaildirler. İmâm Şafiî , İbn Mehdî ve Ebû Ubeyd b. Abdisselâm'ın kavilleri budur.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com