حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ عَبَّادِ بْنِ جَبَلَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عَدِيٍّ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنِي وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، كِلاَهُمَا عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ غَيْرَ أَنَّ فِي حَدِيثِ شُعْبَةَ " ثُمَّ اجْتَهَدَ " وَلَمْ يَقُلْ " وَإِنْ لَمْ يُنْزِلْ " .
Türkçe Çeviri
Bize Muhammed b. Amr b. Abbâd b. Cebele rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Muhammed b. Ebî Adiy rivâyet etti. H. Bize Muhammed b. el-Müsennâ dahi rivâyet etti. (Dedi ki) : Bana Vehb b. Cerir rivâyet etti. Bunların ikiside Şu'be'den, O da Kâtade'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivâyet ettiler. Ancak Şu'be'nin hadisinde: «Sonra varını yoğunu sarfederse.» kaydı vardır. «Meni indirmese bile.» dememiştir. Bu Hadîs-i Buhârî «Katâbü'l - Gusl» de, Ebû Dâvûd (202 - 275) Nesâî (215 - 303) ve İbn Mâce (209 - 273) dahi «Kitabü-t Tahâre» de tahrîc etmişlerdir. Şu'ab: Şu'be'nin cem'idir Şu'be, İbn Esîr'in beyânına göre herşeyin bir kısmı ve parçası demektir. Hadîsin bir rivâyetinde şu'ab yerine «Eş'ub» denilmiştir. Eş'ub toplanmak manasına gelen şâabın cem'idir. Hadîsdeki dört Şu'beden ne kastedildiği ulemâ arasında ihtilaflıdır. Bazılarına göre bunlar ellerle ayaklardır. Bir takımları ayaklarla uyluklar olduğunu söylemişlerdir. Kâadi İyâz (476-544) 'a göre bundan murad kadının dört tarafı yani kollariyle bacaklarıdır. En akla yakın mânâ ellerle ayaklar yahut ayaklarla uyluklar olmasıdır. Bununla kinaye suretiyle cima' kastedilmiştir. “Sümme içtehede” cümlesini bazıları: «Sonra kadına var kuvvetini sarfederse.» şeklinde, bir takımları da: «Kadını yararsa» mânâsında tefsir etmişlerdir. .
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com