Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Hayız (no. 752)
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ كِلاَهُمَا عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُهَاجِرٍ، عَنْ صَفِيَّةَ بِنْتِ شَيْبَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ دَخَلَتْ أَسْمَاءُ بِنْتُ شَكَلٍ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ تَغْتَسِلُ إِحْدَانَا إِذَا طَهُرَتْ مِنَ الْحَيْضِ وَسَاقَ الْحَدِيثَ وَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ غُسْلَ الْجَنَابَةِ .
Türkçe Çeviri
Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekr b. Ebi Şeybe dahi hep birden Ebü’l Ahvâs'dan o da İbrahim b. Muhâcir'den, o da Safiyye binti Şeybe'den, o da Âişe 'den naklen rivâyet ettiler. Âişe şöyle dedi: «Esma binti Şekel Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in huzuruna girerek: — Yâ Resûlüllah ! Bizden birimiz hayzdan temizlendikten sonra nasıl yıkanacak? dedi... Râvi hadîsi nakletmiş, fakat hadîste cünüplükten yıkanmayı zikretmemiştir. Bu hadisi Buhârî «Taharet» ve «Hayz» bahislerinde, Ebû Dâvûd ile Nesâî dahi «Taharet» bahsinde tahrîc etmişlerdir. Yalnız Müslim 'in, Muhammed b. El Müsennâ ve İbn Beşşâr tarikiyle tahrîc ettiği (776) numaralı rivâyeti Buhârî kitabına almamıştır. Çünkü mezkûr rivâyetin senedinde İbrahim b. Muhacir, vardır. Bu zat Buhârî 'nin şartına uygun değildir. Bununla beraber Alî b. El Medîni'nin ondan kırk tane hadîs rivâyet ettiğini yine Buhârî söylemiştir. İmâm Ahmed b. Hanbel ile Süfyan onun hadisini kabulde beis görmemişlerdir. Fakat İbn’l-Cevzî onu zayıflar arasında zikretmiştir. Buraya kadar geçen hadîslerde erkek ve kadının nasıl yıkanacakları görülmüştü. Bu bâbta hassaten hayz'dan temizlenen bir kadının sünnet veçhiyle nasıl temizleneceği beyân ediliyor. Hayz'dan ve keza nifas'dan temizlenen bir kadın evvelâ güzelce yıkanıp paklandıktan sonra bir pamuk veya bez parçasına misk yahut gül yağı gibi güzel kokular sürerek onunla fercini ve kan bulaşan yerlerini güzelce ovuşturarak temizliği bu suretle tamamlayacaktır. Nevevî bütün kan bulaşan yerlerin güzel koku sürülmüş bezle silinmesi îcap ettiğini yalnız «Elmuknî»: Sahibinin söylediğini bunu başka yerde bulamadığını kaydederek garip görüyorsa da nefsi hadiste Hazret-i Âişe' nin: — Ben kadına o bezle kanın eserlerini sil, dedim cümlesi bu garabete mahal bırakmamakta ve «Elmuknî» sahibinin haklı olduğunu göstermektedir. Yine Nevevî 'nin beyânına göre güzel koku sürünmenin hikmeti hususunda ulemâ ihtilâf etmişlerdir. Cumhûr u Ulemânın kabul ettikleri Sahih kavle göre bunun hikmeti o yerlerdeki pis kokuyu gidermektir. Bu bâbta şafiilerden Mârûdi iki vecih nakletmiştir. Bunlardan biri pis kokuyu gidermek, diğeri güzel koku sürmenin gebeliği kolaylaştırmasıdır. Birinci Kavle göre misk bulamayan onun yerini tutacak güzel kokularla kanın yerinde kalan pis kokuyu giderir. İkinci kaville amel edilirse kadın misk yerine kust ve ezfâr gibi şeyler kullanacaktır. Kust: bir nevî güzel kokulu nebattır. Ezfâr: Diş büyüklüğünde yapılmış siyah renkli güzel kokulu bir şeydir. Onun ne zaman kullanılacağı dahi ihtilaflıdır. Pis kokuyu gidermek için sürülür, diyenlere göre gusülden sonra, gebeliğe faydası olur, diyenlere göre gusülden önce kullanılır. Fakat bu ikinci kavle Nevevî itiraz etmiş: «Onun bâtıl olduğunu ispat için Müslim 'in buradaki rivâyeti kâfidir» demiştir. Hadîsi Şerifde zikri geçen sidreden murad dahi yıkanırken kullanılan sidre yaprağıdır. Sidrenin Nebik ağacı demek olduğunu Miraç hadisinde görmüştük. Rivâyete göre bu ağacın yapraklarını kurutarak döğerler ve onunla hamamda yıkanırlarmış. Az evvel işaret ettiğimiz vecihle Nevevî : «Güzel koku sürünmekten Murâd kadının çabuk gebe kalmasına sebep olmasıdır «sözünü zaif hattâ bâtıl bulmakta. Ve şu mütâlâayı dermeyan etmektedir: Çünkü bunun muktezasınca kokuyu yalnız evli ve hemen cimâı tasavvur olunan kadın sürecektir. Halbuki bizim bildiğimiz ulemâdan böyle bir şeye kail olan yoktur. Doğrusu koku sürünmekten maksat o yeri temizlemek ve pis kokuyu gidermektir. Evli olsun olmasın Hayz ve Nifasdan temizlenerek yıkanan kadınlara bu müstehaptır. Ve yıkandıktan sonra sürülür. Kadın misk bulamazsa onun yerine herhangi bir güzel koku sürebilir. Onu da bulamazsa toprak ve benzeri şeylerle pis kokuyu giderir. Ulemâmızın kavilleri budur. Kadın pis kokuyu giderecek bir vasıta bulamazsa su ile yıkanması kâfidir. Ancak vasıta bulduğu halde kullanmaması mekruh bulamadığı takdirde su ile iktifa etmesinde kerahet yoktur. Fırsat: Bez veya pamuk parçası demektir. Misk herkesçe malum olan kokudur. Umumiyetle ulema onu bu manâya almışlardır. Bazıları kelimeyi meşk şeklinde okumuş ve onun üzerinde kılları bulunan deri parçası mânâsına geldiğini söylemişlerdir. Kâdi İyâz «Meşk» rivâyetinin daha çok olduğunu söylemiş, Ebû Ubeyd ile İbn Küteybe Fırsat kelimesini kabul etmiyerek doğrusunun (Karda) olacağını iddia etmişler hatta bazıları karsa denileceğini söylemişlerdir. Vakıa «karda» ve «karsa» kelimelerinin mânâsı da parça demektir. Fakat bu iddiaların hepsi zaîfdir. Doğrusu kitabımızın rivâyetidir. Mümesseke: Üzerine misk sürülmüş demektir ki, Bu da o şeyin yün veya pamuktan bir parça olduğunu gösterir. Rivâyetlerin mecmu'undan anlaşılıyor ki Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’e sual sormağa gelen kadın ensardan Esma binti Şekel'dir. Sahih ve meşhur olan da budur. «Elmetâli» sahibi Şekel'in «Şek» okunacağını söylemiş; Hatibi Bağdadi ile diğer bazı Ulemâ ise soran kadının Esma binti Yezid b. Seken olduğunu kendisine «Kadınların hatibi» denildiğini söylemişler. Hattâ İbn Cevzî İle Dimyatı buna cezmen kail olmuşlardır. Dimyâti, Müslim 'deki ismin tashif olduğunu söylemiştir. Esma (radıyallahü anha) nın babası Yezid olup kendisine Şekel lâkabı verilmiş olması ihtimâl dahilindedir. Hadisin birçok kitaplardaki rivâyeti Müslim 'in buradaki rivâyeti gibidir. Ebû Dâvûd gibi bâzı hadîs İmâmları Esmâ'yi babasının adını zikretmeden rivâyet etmişlerdir. Nevevî her iki vechi zikretmiş, fakat hangisinin tercih edileceğini söylememiştir. Ebû Tâhir ve Ebû Mûsâ gibi bâzı zevat bu hususta Nevevî 'ye tabi olmuşlardır. Sonradan yetişen bazı ulemâ Hatibi Bağdadi'nin sözünü doğru bulmuş ve ensar içersinde Şekel isminde bir kimse bulunmadığını söylemişlerdir. Vak'anın müteaddit olduğunu söyleyenler de vardır. Hazret-i Esma'nın sualine karşı Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) efendimizin «Sübhanallah» buyurması hayretinin ifadesidir. Resûlü Zîşan (sallallahü aleyhi ve sellem) böyle herkesin düşünmeden anlayabileceği bir sözü Hazret-i Esma'nın anlayamamasına şaşmıştır. Sübhanallah kelimesinin böyle yerlerde taaccüp için kullanıldığını yukarıda görmüştük. Hadisin bir rivâyetinde « Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) utanarak yüzünü çevirdi» denilmiştir. Müslim 'in rivâyetinde yüzünü kapadığı bildiriliyor. Diğer bir rivâyette Hazret-i Âişe (radıyallahü anha) « Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in utandığını görünce kadına öğrettim» demiştir. Müslim 'in rivâyetinde bu Ta'limin fısıltı ile konuşarak yapıldığına işaret olunmuştur. Cünüplükten yıkanma sualine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : «Su alarak temizlenir ve güzelce paklanır. Yahut mübalâğalı şekilde paklanır.» cevabını vermiştir. Burada Ravinin şek ettiği anlaşılıyor. Yani Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) «Güzelce paklanır» mı «yoksa «Mübalâğalı şekilde paklanır» mı buyurduğunu kestirememiştir. Kâdî Iyâz 'a göre bu cümlede birinci defa zikredilen temizlikten murad pislik ve hayz kanıdır. Fakat Nevevî bununla abdest kasdedilmiş olmasını daha vârid bulmaktadır. Abdest bahsinde gördüğümüz hadisler Nevevî 'nin kavlini te'yid ederler.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbHayız · Hayız
Hadis No752
Râvi sayısı—
İlk râvi—
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu
Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.
Araştırma
İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.İsnad Silsilesi
Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.
İsnad zinciri verisi bulunmuyor.
Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler
Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.