وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى الْعَنَزِيُّ، حَدَّثَنِي أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ حَنْظَلَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا اغْتَسَلَ مِنَ الْجَنَابَةِ دَعَا بِشَىْءٍ نَحْوَ الْحِلاَبِ فَأَخَذَ بِكَفِّهِ بَدَأَ بِشِقِّ رَأْسِهِ الأَيْمَنِ ثُمَّ الأَيْسَرِ ثُمَّ أَخَذَ بِكَفَّيْهِ فَقَالَ بِهِمَا عَلَى رَأْسِهِ .
Türkçe Çeviri
Bize Muhammedü'bnül - Müsennâ el - Anezî rivâyet etti. (Dedi ki) : Bana Ebû Âsim Hanzaletü'bnü Ebî Süfyan'dan o da Kaasım'dan, o da Âişe 'den naklen rivâyet etti. Âişe şöyle dedi: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) cünüblükten yıkanacağı zaman külek gibi bir şey isterdi. (Ondan) iki avucu ile (su) alır; (yıkanmaya) başının sağ tarafından başlar; sonra sol tarafını yıkardı. Sonra iki avucu ile (tekrar) su alarak onu başının üzerine dökerdi. Bu hadîsi Buhârî «Kitabü’l Gusl» de tahrîc etmiştir. Buhârî onun için bir bâb tahsis ederek: «Yıkanmaya hilâb veya koku sürünme ile başlayanın Bâbı» demişse de bu hususta kendisine üç fırka tarafından îtîraz edilmiştir. Birinci fırka: Bu hususta Buhârî 'nin vehm ve hatâya düştüğünü iddia ederler. Hattâ İsmaîlî «Müstahrec» inde şöyle der: «Allah Ebû Abdillâh Buhârî 'ye rahmet eylesin. Hatâdan kim salim olabilir ki? Hazret, hilâbı koku sanmış. Gusülden önce kokulanmanın ne mânâsı olabilir? Hilâb ancak içine süt sağılan kab demektir. Buna Mihleb de derler...» İkinci Fırka: Hadis'te tashif yapıldığını iddia ederler. Onlara göre kelimenin aslı hilâb değil cüllâb yani gülsuyu demektir. Kelimenin aslı Fârisîdir. Ezherî de bu fırkadandır. Üçüncü fırka: Buhârî 'nin sözünü te'vil ederek: Korkudan, örfî manâsını kasdetmediğini bu sözle bedeni temizleyerek, kiri pası ve necaseti gidermeyi, hilâb kelimesiyle de su kabını murâd ettiğini söylerler. Taberî de bunlardandır. Aynî bu üç fırkanın kavillerini sıraladıktan sonra her birine ayrı ayrı cevap vermiştir. Şöyle ki:
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com