Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Yeminler (Eymân) (no. 4259)
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَيَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ، حُجْرٍ قَالَ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرُونَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - وَهُوَ ابْنُ جَعْفَرٍ - عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ كَانَ حَالِفًا فَلاَ يَحْلِفْ إِلاَّ بِاللَّهِ " . وَكَانَتْ قُرَيْشٌ تَحْلِفُ بِآبَائِهَا فَقَالَ " لاَ تَحْلِفُوا بِآبَائِكُمْ " .
Türkçe Çeviri
Bize Yahya b. Yahya ile Yahya b. Eyyûb, Kuteybe ve İbn Hucr rivâyet ettiler. Yahya b. Yahya (bize haber verdi) tâbirini kullandı, ötekiler: Bize İsmâîl yani İbn Ca'fer, Abdullah b. Dinar'dan rivâyet etti. O da îhni Ömer'i şunları söylerken işitmiş, dediler; Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) : «Her kim yemîn edecekse ancak Allah'a yemîn etsin!» buyurdu. Kureyş (kabilesi) babalarına yemîn ederlerdi. Bunun üzerine ; «Babalarınıza yemin etmeyin!» buyurdular. Bu hadîsi Buhârî «Eymân» ve «Edeb» bahislerinde; Ebû Dâvûd ile Nesâî : Ömer (radıyallahü anh) rivâyetini «Ey-mân»da; İbn Mâce «Keffârât»da muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir. Hadîsin muhtelif rivâyetleri vardır, İbn Abbâs (radıyallahü anh) 'ın. Hazret-i Ömer'den rivâyetinde şöyle denilmektedir: « Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) 'le birlikte bir gazada ben bir kafilenin içinde giderken: Hayır babam hakkı için diye yemîn ettim. Hemen arkamdan biri: Babalarınıza yemin etmeyin! diye haykırdı. Bir de baktım Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) imiş!» İbn Ebî Şeybe'nin İkrime tarîki ile Hazret-i ömer'den rivâyetinde: «Bir de baktım Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) imiş. Biriniz Mesîha yemin etse —ki Mesih sizin babalarınızdan daha hayırlıdır— mutlaka helâk olurdu; buyurdu.» deniliyor. İbn’l-Münzir'in rivâyetinde: «Annelerinize ve putlara da yemîn etmeyin, Allah'a dahi ancak doğru söylemek sortiyle yemîn edebilirsiniz1" ibaresi vardır. İbn Ömer hadîsinin bir rivâyetinde: «Her kim Allah'tan başkasına yemîn ederse muhakkak şirk koşmuştur.» Yahut (küfretmiştir) buyurulmuştur. Babalara yemîn etmenin yasaklanmasındaki hikmet: Yemîn ne üzerine yapıldı ise ona ta'zîm iktizâ etmesidir. Halbuki hakikî azmet yalnız Allah'a mahsustur. Başkası ona benzeyemez. Babalardan başkasına yapılan yeminin hükmü de böyledir. Gerçi Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in bir hadîste: «Babası hakkı için yemîn ederim ki, kurtuldu.» buyurduğu sabit olmuştur. Şeklen bu da babaya yemînse de bu söz yemîn kasdedilmeksizin söyleniliverdiği için yemîn sayılmaz. Allahü teâlâ mahlûkatından, Tîn, Zeytin, Semâ, Tûr ve Târik gibi birçok şeylere yemîn etmiştir. Bunu ya o şeyin yüksek şerefine tenbîh için yapmıştır; yahut ibarede mahzuf vardır; bu gibi yeminler: «Tinin Rabbı...» «Zeytinin Rabbı hakkı için» takdîrindedirler. Ebû Ömer İbn Abdilberr bu hususta şunları söylemiştir: «Hiç bir kimseye ne bu kısımlardan biriyle ne de başkasiyle Allah'tan başkasına yemîn etmek caiz değildir. Çünkü bir kimsenin bir hakkı dolayısile birine yemin îcâbetse o şahsın Allah'tan başkasına yemîn etmemesi lâzım geldiğine ulemâ icmâ' etmişlerdir. Yıldıza veya gökyüzüne yemîn etse de: Benim niyetim bunların Rabbı idi dese ulemâya göre yemîn sayılmaz.» Katâde: «Mushafa, köle âzâdına ve kadın boşamaya yemîn etmek mekruhtur.» demiş; İbn Abdilberr talâk ve köle azadına yapılan yemînin ulemâya göre yemîn sayılmadığını, bu gibi sözlerin ancak bir sıfatla talâk ve bir sıfatla köle âzâdı olup mecaz sayılacağını, hakîkatta Allah'tan başka hiç bir şeye yemîn caiz olmadığını söylemiştir. İbni-Münzir'in beyânına göre bir kimse Kur'ân-ı Kerîm'e yemîn etse de sonra bu yeminden dönse keffâret lâzım gelir mi gelmez mi meselesinde ulemâ ihtilâf etmişlerdir. İbn Mes'ûd (radıyallahü anh) ; -Böylesinin her âyet için bir keffâret vermesi îcabeder.» dermiş. Hasan-ı Basrî 'nin mezhebi de budur. İmâm A'zam 'a göre keffâret lâzım değildir. îmanı Ebû Yûsuf: «Bir kimse Rahmana yemîn eder de sonra yemininden dönerse bakılır. Şayet bu sözle Allah'ı kasdetmişse yemîn keffâreti vermesi îcâbeder; Rahman sûresini kasdetmişse bir şey lâzım gelmez.» demiştir. Bir kimse «yemîn ettim» der de ağzından yemîn sayılacak söz çıkmazsa Hasan-ı Basrî ile İbrahim Nehaî'ye göre yemîn etmiş sayılır. Hammâd b. Ebî Süleyman: «Bu sb'z yalandır.» demiş; eshâb-ı re'y fukaha bunu yemîn saymışlardır. Bir kimse: «Şu işi yaparsam Yahûdi olayım» yahut «hiristiyan olayım» dese İmâm Mâlik , Şafiî , Ebû Sevr ve Ebû Ubeyd: «Bu adam Allah'a istiğfar etmelidir.» demişlerdir. Tâvûs, Hasan-ı Basrî, Şa'bî, Nehaî, Sevrî, Evzâî ve eshâb-i re'y denilen Kûfeliler'e göre yemîn keffâreti vermesi îcâbeder. Bu sözünden yemîn kasdetmişse İmâm Ahmed le İshak'in kavilleri de budur. «Allah canımı alsın», «Helâk olayım» gibi sözlerle kendine bed duâ eden kimse hakkında ihtilâf vardır. Atâ': «Buna bir şey lâzım gelmez» demiştir. Sevrî ile Ebû Ubeyd'in ve Küfe ulemâsının kavilleri de budur. Tâvûs ile Leys'e göre bir yemîn keffâreti vermesi îcâbeder. Evzâî: «Bir kimse: Şu işi yapmazsam Allah'ın lâ'neti üzerime olsun!» der de o işi yapmazsa bir yemîn keffâreti vermesi lâzım gelir.» diyor.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbYeminler (Eymân) · Yeminler (Eymân)
Hadis No4259
Râvi sayısı—
İlk râvi—
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu
Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.
Araştırma
İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.İsnad Silsilesi
Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.
İsnad zinciri verisi bulunmuyor.
Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler
Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.