وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، كِلاَهُمَا عَنْ مَالِكِ بْنِ مِغْوَلٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . مِثْلَهُ غَيْرَ أَنَّ فِي حَدِيثِ وَكِيعٍ قُلْتُ فَكَيْفَ أُمِرَ النَّاسُ بِالْوَصِيَّةِ وَفِي حَدِيثِ ابْنِ نُمَيْرٍ قُلْتُ كَيْفَ كُتِبَ عَلَى الْمُسْلِمِينَ الْوَصِيَّةُ
Türkçe Çeviri
Bize bu hadîsi Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Vekî' rivâyet etti. H. Bize İbn Nümeyr dahi rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize babam rivâyet etti. Her iki râyi Mâlik b. Miğvel'den bu isnâdla bu hadîsin mislini rivâyet etmişlerdir. Şu kadar var ki, Vekî'ia hadîsinde: «O halde halka vasiyyet nasıl emrolundu? dedim.» İbn Nümeyr hadîsinde ise: «Müslümanlara vasiyyet nasıl farz kılındı? dedim» cümleleri vardır. Bu hadîsi Buhârî «Vâsâya», «Megâzî» ve «Fedâilül-Kur'ân»da; Tirmizî , Nesâî ve İbn Mâce «Vasâyâ»da muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir. Görülüyor ki, Hazret-i Abdullah b. Ebî Evfâ: «Bir şey vasiyyet etti mi?» sorusuna «Hayır!» diye cevap vermiştir; çünkü Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimiz mal bırakmamıştır. Hazret-i Abdullah'ın cevâbını zahire göre umumî mânâda anlayan râvi Talha suâlini tekrarlayarak: «O hâlde müslümanlara vasiyyet neden farzoldu?» diye sormuş; o da Allah'ın kitabını vasiyyet ettiğini söylemiştir. Hazret-i Abdullah'in buradaki vasiyyet sualinin birincisine «Hayır!» cevâbını vermekle bâzı şiîlerin iddiasını reddetmek istediğini söyleyenler de vardır. Bunlar Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in hilâfeti Hazret-i Alî'ye vasiyyet ettiğini iddia etmişlerdir. Bu hususta Hazret-i Alî'ye: « Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) halka söylemediği bir şeyi sana vasiyyet etti mi?» diye sorulmuş. O da: «Çekirdeği yaran ve canlıyı yaratan Allah'a yemin ederim ki, bizde Allah'ın kitabiyle şu sa-hifeden başka bir şey yoktur.» cevâbını vererek bu gizli vasiyyet isnadından teberrî etmiştir. Hâsılı Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) hiç bir kimseye mal vasiyetinde bulunmamıştır. Zîra arkasında mal bırakmamıştı. Bu ciheti: «Biz Peygamber ler mîras bırakmayız; bıraktığımız mallar sadakadır.» hadîsiyle îzâh buyurmuşlardı. Gerçi Hayber ve Fedek'de hissesine düşmüş arazîsi vardı, fakat onları sağlığında müslümanlara tesad-duk etmişti. Allah'ın kitabı, ehli beyti, müşriklerin Arap yarımadasından çıkarılması hususlarındaki vasiyyetleri ise buradaki soruda dahil değildir. Binâenaleyh hadîslerin arasında münâfât yoktur. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in Allah'ın kitabını vasiyyet etmesinden murâd: Onunla ameldir. Filhakika Teâlâ Hazretleri: "Biz bu kitapta hiç bir şeyi noksan bırakmadık.;" buyurmuştur ki, bundan murâd: Bazı şeylerin doğrudan doğruya delilden anlaşılması, bazılarının da istinbat (yani ulemanın mânâ çıkarması) yolu ile bilinmesidir. Suâl sahibinin: «O halde müslümanlara vasiyyet neden farz oldu?» sorusundan maksadı: "Birinizin başına ölüm geldiğinde şayet geride mal bırakırsa vasiyyet farz olur." âyet-i kerîmesidir. Bu âyet cumhûr u ulemâya göre mensuhtur.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com