Sahîh-i MüslimSahîh (sağlam)Sahîh-i Müslim, Hibeler (Hibât) (no. 4203)
وَحَدَّثَنِيهِ يَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي ابْنَ الْحَارِثِ - حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " مِيرَاثٌ لأَهْلِهَا " . أَوْ قَالَ " جَائِزَةٌ " .
Türkçe Çeviri
Bana bu hadîsi Yahya b. Habîb de rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Hâlid yani İbn’l-Hâris rivâyet etti. (Dedi ki) : Bize Said, Katâde'den Jm isnâdla rivâyette bulundu; yalnız o ya: «Ehline mirastır.» yâhud: «Caizdir.» dedi. Câbir (radıyallahü anh) hadîsini Buhârî «Hibe» bahsinde; Ebû Dâvûd «Buyû'»da; Tirmizî ile İbn Mâce «Ah-kâm»da; Nesâî «Umrâ»da; Ebû Hüreyre rivâyetini Ebû Dâvûd «Buyû'»da; Nesâî «Umrâ'»da muhtelif râvilerden tah-rîc etmişlerdir. Umrâ: Bir haneyi veya yeri birine ömrü boyunca vermektir; ve: «Evimi filâna ömrüm boyunca verdim» yâhud «Evimi sana ömrün boyunca verdim» gibi sözlerle yapılır. Umrâ câhiliyyet devrinden kalma bir muameledir. Araplar bir yeri veya haneyi ömür boyunca birine verir; o adam öldükten sonra tekrar gerisi geriye alırlardı. İslâmiyet bunu iptal etmiş; bu şekil muamelelerin hakikî bir bağış olduğunu binâenaleyh ömürlük verilen mal, sağlığında nasıl o kimsenin oluyorsa öldüğünde; de mirasçılarına kalacağını, ilk sahibine asla iade edilmeyeceğini bildirmiştir. Yine cahiliyyet devrinden kalma buna benzer bir muamele daha vardır ki, ona da «rukbâ» derler. Rukbâ: Rukûb ve murakabeden alınma bir sözdür. Araplar «Şu evimi sana irkab ettim; ben senden önce ölürsem ev senin; sen benden evvel ölürsen benim olacak» diyerek bir nevi' ahş-veriş muamelesi yaparlardı. Buna rukbâ denilmesi her iki taraf birbirinin ölümünü murakabe ettiğindendir. Tirmizî : « Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) 'in ashabından ve daha başkalarından bâzı ilim sahipleri umrâ gibi rukbânın da caiz olduğunu söylemişlerdir.» diyor. Filhakika İmâm Ahmed 'le İshâk'in mezhepleri budur. Bir takım ulemâ ise umrâ ile rukbanın arasında fark görerek umrâyı tecviz etmiş; rukbâyı etmemişlerdir. Hanefîler 'den «El-Hidâye» sahibi Merginânî (-593) : «Umrâ caizdir. Sağlığında, verilen kimsenin malı olduğu gibi, öldükten sonra da mirasçılarına intikal eder.» diyor. Ashâb-ı kirâmdan Cabir , İbn Abbâs, Abdullah b. Ömer ve Alî b. Ebî Tâlib (radıyallahü anh) ile Kâdî Şureyh, Mücâhid, Tâvûs ve Sevrî'nin kavilleri de budur. Yine «El-Hidâye» sâhibi rukbâ hakkında şunları söylemiştir: «Rukbâ Ebû Hanîfe ile İmâm Muhammed ve İmâm Mâlik 'e göre bâtıldır. Ebû Yûsuf caiz olduğunu söylemiştir; İmâm Şafiî ile med b. Hanbel'in mezhepleri de budur.» ' Şâfiîler 'e göre umrâ üç kısımdır. Birincisi: «Şu haneyi sana ömürlük verdim; öldüğünde mirasçılarının yahut çocuklarının olsun!» diyerek yapılandır. Bu şekil bilûmum ulemâya göre sahihtir. Nevevî bunun sıhhatinde hilaf olmadığım söyler. Bu uzun bir cümle ile yapılmış hibe demektir. Ölünce ev mirasçılarına kalır. Mîrasçı yoksa Beytül-mâle kalır. Bağışlayana iade edilmez, İmâm Mâlik iade edilir demiştir. Yalnız burada malın kendine mi yoksa menfaatine Mâlik olunduğu ihtilailıdır, ki az sonra bunu da göreceğiz. îkincisi: Umrâyı yapan kimsenin mirasçı veya evlâd zikretmeksizin «Şu evi sana ömürlük verdim.» diyerek mutlak bırakılandır. Bu hususta dört kavil vardır. Bunların esah olanına göre umrâ sahihtir; o şahıs öldükten sonra ev mirasçılarına kalır. İmâm A'zam 'la İmâm Ahmed , Süfyan-ı Sevrî, Ebû Ubeyd ve yeni mez- Ahmed b. Hanbel 'in mezhepleri de budur.» Üçüncü kavil, ümranın yalnız hayatı müddetince sahih olmasıdır. Öldüğünde umrâyı yapana, şayet o ölmüşse mirasçılarına iade edilir. Bu da ş afiî 'nin eski kavli olduğu rivâyet edilir. Dördüncü kavil: Ümranın ariyet (Ödünç) olmasıdır. Bu kavle göre umrâ istenildiği zaman geri alınabilir, öldüğü zaman ilk sahibinin mirasçılarına iade edilir. Ümranın üçüncü kısmı: Çocuk veya mirasçı zikretmeden: «Şu evi sana ömürlük verdim; sen ölürsen bana, ben ölürsem mirasçılarıma iade olunacak» diyerek yapılanıdır. Bu kısım ihtilaflıdır. Mutlak olarak yapılan umrâya bâtıldır denirse, bu evleviyetle bâtü olur. Sahihtir denirse bu hususta ş âfiîler 'in iki kavli vardır. Bir kavle göre sahih değildir. İkinci kavle göre umrâ sahih, şart bâtıldır. Ekseriyetle Şâfiiyye uleması bunu tercih etmişlerdir. İmâm Ahmed : «Mutlak yapılan umrâ sahih, muvakkat olanı sahih değildir.» demiştir. Umrâda bağışlanan kimseye intikal eden malın kendisi midir yoksa sadece menfaati midir? meselesinde ihtilâf edilmiştir. Cumhûr a göre umrâ malın kendini temliktir. Binâenaleyh bağışlanan kimse o malı satmak, hibe etmek gibi tasarrufa ta Mâliktir. İmâm A'zam ’la, İmâm Şafiî ve Ahmed b. Hanbel 'in mezhepleri budur. İmâm Mâlik'e göre umrâ malın sadece menfaatini temliktir. Şu halde kendisine umrâ yapılan kimse mirasçı bırakmadan ölürse mal ilk sahibine iade edilir; beytülmâle verilmez. Umrâ ekseri hadîslerde hâne ve arazî hakkında varid olmuşsa da Râfiî'nin akardan başka köleyi de misâl getirmesine bakılırsa hükmün hâne ve arazîden başka şeylere de şâmil olduğu anlaşılır. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ’in: «Mallarınızı elinizde tutun!» ümranın sahih ve geçerli bir hibe olduğunu gösterir. Bu cümle Şâfiîler 'le onlara muvafakat edenlerin delilidir.
Çeviri kaynağı: islamilimleri.com
Etiketler:Muâmelât
Künye
KaynakSahîh-i Müslim
Kitap · BâbHibeler (Hibât) · Hibeler (Hibât)
Hadis No4203
Râvi sayısı—
İlk râvi—
Sıhhat Değerlendirmesi
Sahîh (sağlam)Sahîh koleksiyonu
Müslim'in Sahîh'inde yer alan, sıhhati üzerinde ittifak edilen bir rivayet.
Araştırma
İsnadın coğrafi yolculuğu, varyant ağacı ve ortak halka bir arada.İsnad Silsilesi
Rivayetin Peygamber’e ulaşan râvi zinciri.
İsnad zinciri verisi bulunmuyor.
Diğer kaynaklardaki paralel rivayetler
Bu rivayetin veri tabanında eşleşen paraleli bulunmuyor.